(818 S. K. m. 1, 19, 20, 21)
Dava : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada hesabı bulunduğunu, hesaptaki para ile ilgili virman talimatının davalı tarafından yerine getirilmediğini, daha sonra tahakkuk etmiş 2.280.673.138.602.-TL. faiz alacağını ödemek istemediğini, bankanın tahakkuk etmiş faiz alacağının ödemekten kaçınamayacağını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile takibin devamına, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının 15.2.2001-14.3.2001 tarihleri arasında gecelik %4854'e varan oranda faiz olduğunu, müvekkili bankanın yönetim ve denetiminin 15.3.2001 tarihinde TMSF'na devredildiğini, bankanın içinde bulunduğu mali sıkıntı nedeniyle fahiş faiz oranın kabul edildiğini, davacıya bir yılda alamayacağı faizin bir gecede ödendiğini, faize ilişkin anlaşmanın ahlaka aykırı olduğunu, gabin nedeniyle geçerli kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuş, karşı davasında müvekkili bankanın 2.280.673.138.602.-TL. borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre tacir olan davalı bankanın tedbirli bir tacir gibi davranmadığı, hesabın işlediği tarihte gecelik repo faiz oranları yüksek olduğundan gabinin objektif koşulunun bulunmadığı gerekçesiyle davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 40'ı 964.755.982.800.-TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı banka tarafından kabul edilen faiz oranına göre ödeme yapılmadığını ileri sürerek ödenmeyen kısmın tahsili amacıyla bu davayı açmış, davalı banka müzayaka halinde bulunması nedeniyle faiz oranını kabul etmek zorunda kaldığını, gabin nedeniyle davalının sözleşme ile bağlı tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiş, mahkemece gabinin koşulları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B.K.nun 1.maddesine göre tarafların karşılıklı ve birbirine uygun olarak rızalarını beyan ettikleri takdirde sözleşme kurulmuş olur. Taraflar akdin konusunu kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler ( B.K. mad.19 ). Görüldüğü gibi hukuk sistemimizde sözleşme yapma özgürlüğü vardır. Ancak sözleşme yapma özgürlüğünün de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur ( B.K.mad.19-20 ). Gabinde sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen bir sınır olup, kanun koyucu B.K.nun 21.maddesinde öngörülen şartların oluşması halinde sözleşmede karşılıklı edimlerin kapsamının serbestçe tayin edilmesini sınırlamıştır. Hükme göre "bir sözleşmede itirazlar arasında açık bir nisbetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin zarar görenin müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden, yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, zarar gören bir sene zarfında akdi feshettiğini beyan ederek verdiği zayi geri alabilir" Görüldüğü gibi gabinin söz konusu olabilmesi için edimler arasında aşırı bir değer farkı olması, bu durumun diğer tarafın müzayaka ( darda kalma ) veya hiffetinden veya tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirilmiş bulunması gerekir. Bankaları yüksek faiz oranından repo yapmaya zorlayan 19.2.2001-14.3.2001 tarihleri arasında bankanın günlük % 4854 oranında faiz ödemeyi taahhüt ettiği bilirkişi incelemesi sonucu saptanmıştır.
Daha sonra Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 15.3.2001 tarihinde faaliyeti durdurulan bankanın taahhütlerini karşılamak için yüksek oranda faiz ödemek suretiyle para topladığı, bu nedenle müzayaka halinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Tacir olan banka B.K.nun 21.maddesinde belirtilen hiffet veya tecrübesizlik hallerine dayanmazsa da müzayaka halinden istifade suretiyle meydana gelen edimler arasında açık bir nisbetsizlik bulunan hallerde akdi feshedilebilir ( Karayalçın, Yaşar: Ticaret Hukuku I.Ticari İşletme Ankara 1968 S. 221; Baştuğ, İfran: Borçlar Hukuku İzmir 1977 S.90 ). Davalı banka kararlaştırılan faiz oranını kısmen kabul edip ödeme yaptığına göre ödenmeyen kısım yönünden sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirmiş sayılır. Edimler arasında açık nisbetsizlik olduğu ve bu durumun davalı bankanın müzayaka halinden faydalanmak suretiyle oluşturulduğu toplanan delillerden anlaşıldığından, mahkemece davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulünde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 12.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy