(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. Şengül Şen Özdemir gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı E. D. 11.7.2000 tarihinde, 300.000 Dolarlık mevduat hesabından 3.12.1999 - 5.6.2000 tarihleri arsında işlemiş yıllık %7 faizi üzerinden tahakkuk eden 10.500 Dolar faiz alacağının tahsili istemiyle icra takibi yapmıştır.
Borçlu vekili, alacaklının 5.6.2000 tarihinde 300.000.Dolar asıl alacağını tahsil ederken, bankaya ibra ettiğini bu nedenle faiz dahil hiçbir alacağı kalmadığını belirterek borca ve ferilerine itiraz etmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin bankada 300.000.Dolar mevduatı hesabı açtırdığını, bu parayı almak için 2.6.2000 günü bankaya müracaat ettiğini, ancak davalının asıl alacağı ödeyip o gün kadar tahakkuk etmiş olan faizi ödemekten kaçındığını ve mevduatın iadesinin 5.6.2000 tarihinde yapılacağının bildirildiğini, ana para alacağının da ödenmesi riskini göz önünde bulunduran müvekkilinin 5.6.2000 günü saat 11.30'da çektiği ihtarnamede ana para ödenmesi sırasında müvekkiline imzalattırılacak belgenin makbuz niteliğinde olduğunun belirtildiğini bilahare bankaya gidip 300.000 Dolar tarihindeki ana parayı aldığını para alınırken imzalattırılan ibraname ve temliknamenin ana paranın ödenmemesi tehdidi altında ve müvekkilinin iradesi sakatlanarak imzalattırıldığını imzalanan bu belgenin ihtarnamede belirtildiği üzere makbuz niteliğinde olduğunu belirterek itirazın iptalini ve %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının takip konusu alacakla ilgili olarak müvekkili bankayı ibra ettiğini, 5.6.2000 tarihli ibranamenin makbuz niteliğinde olduğu yolundaki iddiaya itibar edilemeyeceğini, davacının gönderdiği ihtarnamenin 14.6.2000 tarihinde bankaya ulaştığını, takibe itirazın haklı olduğunu belirterek davanın reddini ve %40 tazminata hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı 300.000 Dolarlık asıl alacağını alırken, ibraname imzalamış ise de, bu belgenin ana paranın ödenmemesi korkusu ile müzayaka altında imzalandığının dosya içeriği belgelerden anlaşıldığını, bu nedenle itirazın iptaline takibin devamına %40 icra inkar tazminatı 2.628.400.000.000.TL'nin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle 5.6.2000 tarihli ihtarname ve dosya içeriği belgelerden davacının, anaparayı tahsil edememe korkusu ile müzayaka altında ibranameyi imzaladığının kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 14.03.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI:
Davacı Egebank Offshore Limited'e havale edilen ve sonradan davalı bankaya müracaatı üzerine verdiği ibraname ve temlikname karşılığı kendisine ödenen alacağının, faizinin ödenmediğini, ibranameyi anapara alacağının ödenmemesi tehdidi altında (müzayaka halinde) imzaladığını ödenmeyen faiz alacağının tahsili için yapılan takibe de itiraz edildiğini belirterek işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
Mahkeme ise ibranamenin müzayaka halinde imzalanmış olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı davalı bankaya verdiği 5.6.2000 tarihli İbraname ve Temlikname başlıklı imzası inkar edilmeyen belgede ..... 300.000 USD tutarındaki mevduatımı Egebank A.Ş'den tam olarak aldığımı bu sebeple söz konusu alacağımı, Egebank A.Ş'ne temlik ettiğimi ve Egebank A.Ş'nin bu alacakla ilgili ibra ettiğimi, Egebank A.Ş'de her ne nam altında olursa olsun (faiz vs.) hiçbir hak ve alacağım kalmadığını.... belirterek bankayı faizleri de kapsayacak şekilde gayri kabili rücu olarak ibra etmiştir. Bu belgede davacı imzası üzerinde yazılı tarih 5.6.2000 saat ise 18.00'dır.
Dosyaya mevcut davacı tarafından, davalıya Kadıköy 6. Noterliğinden tebliğ edilen ihtarnamenin tarihi ise ibranamenin verildiği tarih olan 5.6.2000 olup ihtar arkasındaki şerhten ise ihtarın saat 8.30-09.00 arasında tevdi edildiği anlaşılmaktadır. Bu ihtarname davalı bankaya 14.6.2000 tarihinde tebliğ edilmiştir. Anılan ihtarda davacı .... mevduat olarak bankanıza 3.12.1999 tarihinde teslim ettiğimiz 300.000 USD ana paranın iadesi sırasında tarafıma imzalattırılacak herhangi bir belge belgelerin makbuz niteliğinde olduğunu yasadan doğan tüm haklarımızı saklı tuttuğumuzu 300.000.USD'nın 3.12.1999 tarihinden itibaren anaparanın iadesi tarihine kadar geçen süre için bankanızca USD'na uygulanan en yüksek faiz oranına faiz tahakkuku tarafımıza tam ve eksiksiz olarak 7 gün içerisinde ödenmesini, aksi halde yasal yollara başvurulacağını... bildirmiştir.
Açıklanan ihtarname ve ibranameden davacı söz konusu ihtarnameyi keşide ettikten sonra (saat 08.30-09.00) davalı bankaya ihtarname tebliğ edilmeden önce aynı gün (5.6.2000) saat 18.00 de asıl alacağını bankadan alıp anılan ibranameyi ihtarın keşide edilmesinden sonra imzalayıp vermiştir. Bu durumda davacı ihtarname ile bildirdiği beyanlarından vazgeçmiş ibraname ile yeni bir irade beyanı ile asıl alacağını alıp faiz talebinden feragat etmiştir. O halde bu ibranameden sonra davacının önceden keşide ettiği ihtarnameye dayalı olarak yeniden faiz talep etmesi söz konusu olamaz.
Öte yandan davacının 5.6.2000 tarihli ibranameyi müzayaka halinde imzalamış olduğu yönünde dosyada delil, belge bulunmamakta olup bu iddia kanıtlamamıştır. Ortada geçerli bir ödeme ve ibra işlemiş vardır. Bu işlemin sonradan tek taraflı davacı tarafça kabul edilmemesi veya bozulması mümkün değildir.
Açıklanan bu nedenlerle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı ve bu gerekçelerle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşlerine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy