(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, dava dışı asıl borçlu Yaşar Arslan'ın kredi borcuna kefil olduğu için Yerköy İcra Müdürlünün 1999/66 sayılı dosyasında aleyhine icra takibine girişildiğini, oysa sözleşmede limit belli olmadığı için kefaletinin geçersiz olduğunu, adı geçen icra dosyasına 3.4.2001 tarihinde yatırdığı 3.796.000.000.-TL'nın kendisine iadesi gerektiğini ayrıca aynı yer icra müdürlüğünün 1999/49 sayılı dosyasında asıl borçlu sıfatı ile aleyhine icra takibi yapıldığını, bu takipte faize faiz yürütüldüğünü, faiz oranının yasal olmadığını ileri sürmüş, 1999/66 sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine, yatırdığı paranın 3.4.2001 tarihinden itibaren %225 faiz oranı ile davalıdan istirdadına, 1999/49 sayılı dosyada ise ana paranın 2.500.000.000.-TL olarak tespiti ile faizin yasal faiz olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 1999/66 sayılı icra dosyasının dayanağı olan kredi sözleşmesinin davacı tarafından kefil sıfatı ile imzalandığı, sözleşmede limit gösterilmediği için davacının sorumluluğun bulunmadığı kanaatine varılmış ve davacının bu dosyadan dolayı borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, davalıya ödediği 3.794.481.217.-TL'nin ödeme tarihi olan 3.4.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, 1999/49 sayılı dosyada davacı borcu kabul ettiği için menfi tespit talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Yerköy İcra Müdürlüğünün 1999/66 sayılı icra dosyasındaki alacağın dayanağı olan sözleşmeyi garanti eden sıfatı ile imzalamıştır. Bu durumda uyuşmazlığın kefalet değil garanti sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Ancak, kredi sözleşmesi ve garanti sözleşmesinin içeriğinden garanti edilen edimin ne olduğu anlaşılamamaktadır. Belirsizliğin garantisi olamayacağından davacının sorumluluğundan söz edilemez ise de, davacı, 12.2.1999 tarihli mal beyanı dilekçesinde Ödeme emrindeki borcu kabul ediyorum... demiştir. Ayrıca 3.4.2001 tarihinde bakiye borcu için ödeme taahhüdünde bulunmuş, bu taahhüt ve alacaklı vekilinin taahhüdünün kabulü icra müdürlüğü tarafından zapta geçirilmiştir. Mahkemece davacının icra dosyasındaki bu beyanları dikkate alınmadan 1999/66 sayılı icra takibi bakımından davacı borçlunun menfi tespit ve istirdat talebinin kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy