(2004 S. K. m. 72, 88) (1163 S. K. m. 6) (6762 S. K. 137) (492 S. K. m. 30, 32)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen istirdat-menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. R. K. ile davalı vek. Av. N. K.'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin Paşabahçe İş Bankası şubesinde ticari hesabı bulunduğunu, kooperatif üyelerinin aidat ödemelerine yönelik olarak verdiği senetlerin tahsili için bankaya verildiğini, bankanın kendisine tahsil için verilen senetleri bir kısım kooperatif üyelerinin bankadan tüketici kredisi kullandığını ve bankaya borçlu olduklarını belirterek icraya koyup tahsil yoluna gittiğini, oysa kooperatifin ve üyelerinin bankaya borcu olmadığını, kredi kullanmayan kooperatif üyelerinin senetlerinin dahi icraya konmasının yanlış olduğunu belirterek 722 adet senedin bankadan alınarak kooperatife iadesini, bu senetler karşılığında borçlu olmadıklarının tespitini, senetlerin tahsil ve temlikinin önlenmesi için bankadan alınarak mahkeme kasasına konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı kooperatif Kadıköy 3.Ticaret Mahkemesinin 2000/685 Esasında kayıtlı dava dosyasında da 761 adet senet ile ilgili aynı iddiaları ileri sürmüş, Kadıköy 3.Ticaret Mahkemesinde açılan dava Kadıköy 2.Ticaret Mahkemesinde açılan işbu dava ile birleştirilmiştir.
Davalı banka vekili, kooperatif üyeleri ile banka arasında tüketici kredi sözleşmeleri imzalandığını, kooperatif yönetiminin bu kredilere garantör olduğunu, ayrıca kullanılan tüketici kredileri taksitlerinin üyeler tarafından ödenmediği takdirde kredi borcunun bankanınPaşabahçeşubesinde bulunan cari hesaptan tahsili içintalimat da verildiğini, üyelerin kredi borcunu ödemediğini, borcun ödenmesi için ihtarname çekildiğini, bundan da sonuç alınamayınca kooperatif hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak takibe geçildiğini ve İİK. nun 88.md.gereğince senetlerin haczedildiğini savunarak davanın reddine ve %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, kooperatif yönetiminin bir kısım kooperatif üyelerinin kullandığı krediye garantör olmasının kooperatifin amacına uygun olmayıp Kooperatifler Kanununun 6. ve TTK'nun 137.maddesine göre geçersiz bulunduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulüne, bonoların bankadan alınarak davacı kooperatife iadesine karar verilmiş, hüküm davalı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Harçlar Yasası harcın alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, bu yönün mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Anılan yasanın buyurucu niteliğindeki 30 ve 32.maddelerinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı öngörülmüştür. O halde davacı tarafından iadesi talep edilen (borçlu olunmadığı gerekçesiyle) bonoların toplam miktarı üzerinden noksan harcın tamamlattırılması ve ondan sonra işin esası incelenerek sonuca bağlanması gerekirken, noksan harç tamamlattırılmadan davaya bakılıp sonuçlandırılması bozma nedenidir.
Öte yandan mahkeme kararında, bankadan kredi kullanan kooperatif ortaklarının kullandıkları kredinin ferdi tüketici kredisi olduğu ve kooperatifin amacının gerçekleştirilmesine yönelik olmadığı gerekçe yapılmışsa da, davalı banka, kredinin, kooperatifin amacının gerçekleştirilmesine yönelik olarak kullandırıldığını ve kooperatif hesabına geçtiğini savunduğundan, kredi sözleşmeleri getirtilip banka defter ve kayıtları üzerinde bu savunmaya yönelik inceleme yaptırılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, yargılama sırasında davacı tarafça harcı tamamlanmayan dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hükümden sonra davalıya harcı tamamlattırılan değer üzerinden fazla vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına bozulmasına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 250.000.000.-TL duruşmavekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy