(6762 S. K. m. 23/2)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin mal satışından doğan faturalı alacağının tüm ihtarlara rağmen davalı tarafından ödenmediğini ileri sürmüş ve vade farkı ile birlikte toplam 2.642.093.832.TL alacaklarının 24.2.1999 tarihinden itibaren aylık %12 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendi kayıtlarına göre alacağının 434.737.819.TL olduğunu, haksız yere vade farkı talep edildiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 434.737.919.TL alacak aslına 7.3.1999 olan temerrüt tarihinden itibaren aylık %12 gecikme faizi uygulanmasına 2.207.356.013.TL işlemiş faiz alacağının da davalıdan tahsiline karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.6.2003 tarih 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı kararına göre taraflar arasında "yazılı şekilde yapılmamış olmakla birlikte geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödeneceği ibaresi yazılarak karşı tarafa tebliğ ve karşı tarafça TTK.nun 23/2.maddesi uyarınca 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade' farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmez".Somut olayda taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin yazılı bir sözleşme ve fiili bir uygulama bulunmadığına göre açıklanan İçtihat karşısında vade farkı istenemez.Bu yönün gözetilmemesi doğru değildir.
Öte yandan taraflar arasında temerrüt faizi hususunda bir sözleşme bulunmadığına göre 4489 sayılı yasa ile değişik 3095 sayılı yasa hükümleri çerçevesinde tarafların tacir olduğu da gözetilerek avans faizine hükmedilmesi gerekirken dava konusu faturalarda vade farkı olarak belirlenen aylık %12 oranının temerrüt faizi olarak kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında da isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy