(6762 S. K. m. 599) (2004 S. K. m. 72/4)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalılar vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. S v ile davalılar vek.Av H .nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı D dava dışı ŞA.Ş.den aldığı kredinin teminatını teşkil etmek üzere müvekkilinin 6.000.000.000.-TL. bedelli bir çeki bankaya verdiğini, kredi borcunun ödenmesinden sonra çekin 11.3.1999 tarihinde sözleşmenin kefili Lütfi Sarı'ya verildiğini, bu şahsın çeki iade etmekten kaçındığını, çekin daha sonra Se tarafından takibe konulduğunu, bu şahsın diğer davalıların yanında çalıştığını, müvekkilinin çekten dolayı davalılara borcu bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine, çekin iptaline, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar D ve L vekili cevabında, dava konusu çekin teminat olarak bankaya verildiğini, bankadan alındıktan sonra ticari ilişkiden doğan bu çekin S'a ciro edildiğini, davacının çeki Dş'e gerçek bir borç karşılığı verdiğini, davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, dava konusu çekin davalı D'nin kullanmış olduğu krediyle ilgili olarak teminat amacıyla düzenlendiği, davacının çek lehdarına borcu bulunmadığı gerekçesiyle davacını D 'e borçlu olmadığının tespitine, davalı F ve S aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava konusu çekin keşidecisi davacı olup hamil D tarafından ŞA.Ş.ne teminat cirosuyla devredilmiştir. Davacının, lehdar tarafından bankaya tevdi edilen çekin hatır çeki olarak düzenlenmiş olduğunu usulen kanıtlaması gerekir. Zira kural olarak çekin, mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak keşide edildiğinin kabulü gerekir. Davacı tarafça ibraz edilen deliller hatır çeki olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığından yemin hakkı hatırlatılarak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
2-Davalı Svekilinin temyizine gelince;
Davacı çeke dayanarak yapılan takibi tedbir kararı alarak durdurduğundan İİK.nun 72/4.maddesi uyarınca lehine tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu yönün düşünülmemesi isabetli değildir.
3-Davacı vekilinin temyizine gelince;
Ciro suretiyle temlik edilen kambiyo senetlerinde, keşidecinin, öncelikle lehdara karşı borçlu olmadığını usulen kanıtlaması ve daha sonra hamilin TTK.nun 599.maddesinde öngörüldüğü şekilde kötüniyetli olduğunu ispat etmesi gerekir. Senet hamilinin kötüniyetli olduğunu keşideci her türlü delille kanıtlayabilir. Bu nedenle mahkemece, davacının lehdara borçlu olmadığını kanıtlaması halinde kötüniyetle ilgili delilleri sorulup sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yönler düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Hükmün yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Demet Ateş lehine, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı S. lehine, ( 3 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 250.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin birbirlerinden alınarak yekdiğerine ödenmesine, peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 17.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy