(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 288, 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Süleyman Karacan gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine bir bonoya dayanarak takibe geçtiğini, takip konusu bononun lehdarı Seyfettin A.'a komisyon ücreti olarak verildiğini, müvekkilinin taşınmaz alımından vazgeçmesi nedeniyle bononun iadesi gerektiğini, müvekkilinin bu bonodan dolayı borcu bulunmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin iyi niyetli bono hamili olduğunu, davacının iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre davacının iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, alacağın %40'ı tazminatın davacıdan alınıp davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun davalıya komisyon ücretinden dolayı verildiği anlaşılmaktadır. Taşınmaz satımı gerçekleşmediğine göre bononun lehdar tarafından keşideciye iadesi gerekir. Lehdar Seyfettin A. bonoyu davalı Adnan Y.'a ciro ettiğinden TTK.nun 599. maddesi uyarınca davalının senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmesi halinde şahsi defiler hamile karşı da ileri sürülebilir. Dinlenen tanıkların beyanlarından davalı Adnan Yılmaz'ın senedin komisyon ilişkisi nedeniyle verildiğini, taşınmaz satımının gerçekleşmemesi nedeniyle bedelsiz kaldığını bildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın kabulü gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 250.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 12.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy