(2004 S. K. m. 50)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkidir.
Davalı, aleyhine girişilen icra takibinde, icra dairesinin yetkisine ve borca yönelik itirazlarını bildirmiş, alacaklı tarafından açılan itirazın iptali davasında ayrıca mahkemenin yetkisine de itiraz etmiştir.
Mahkemece yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine ve dosyanın yetkili Balıkesir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hem icra dairesinin yetkisine, hem de mahkemenin yetkisine itiraz edildiği durumlarda İİK. nun 50. maddesi gereğince, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelemesi gerekirken kendi yetkisine yönelik itirazın tetkiki sonucunda yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 14.01.2003 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, alım-satım nedeniyle oluştuğu iddia edilen açık hesap alacağının tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı-borçlu itiraz dilekçesinde, hem icra dairesinin yetkisine, hem de borca yönelik itirazlarını dile getirmiş, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine de itiraz etmiştir.
Mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Bu gibi durumlarda öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın mı? yoksa mahkemenin yetkisine yönelik itirazın mı? tetkiki gerektiği ve icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesinin bir dava şartı olup olmadığı hususu tartışmaların odak noktasını oluşturmaktadır.
Kanımca mahkeme, öncelikle kendi yetkisine yönelik itirazı incelemelidir. Zira, yetkisiz bir mahkemenin yetki alanı dışındaki konuları incelemesi doğru değildir.
Öte yandan, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın öncelikle tetkiki hususu dava şartı olarak kabul edilemeyeceğinden bu yönde res'en bir temyiz incelemesi yapılamayacağı gibi, aleyhe bozma yasağı kuralına aykırılık oluşturulacak biçimde bozma kararı da verilemez.
Somut olayda, davalının temyizi bulunmamaktadır. Davacının temyizi ise mahkemece verilen yetkisizlik kararının doğru olmadığı yönüne ilişkindir. Bu durumda, öncelikle icra dairesinin yetkisinin tetkiki gerektiğinden söz edilerek bozma kararı verilmesi davacının aleyhine olur ki, bu da aleyhe bozma yasağı kuralına aykırılık teşkil ettiğinden çoğunluk görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
Davacı vekilinin temyizi mahkemece verilen yetkisizlik kararının doğru olmadığı yönüne ilişkindir.
Davalı taraf, davacı ile senetsiz herhangi bir alışveriş yapmadığını savunmakla akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Bu durumda, somut olay yönünden BK.nun 73/1 ve HUMK. nun 10.md. hükümlerinin uygulama yeri bulunmamaktadır. O durumda yetkili mahkemenin HUMK. nun 9. maddesine göre belirlenmesinde isabetsizlik görülmediğinden hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğum için sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy