(3065 S. K. m. 8, 10, 20) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. ile davalı vek.nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket adına kayıtlı taşınmazın davalı şirkete satıldığını, davalının satışa ilişkin KDV tutarını ödemediğini, alacağın tahsili için yapılan takibe itiraz edilerek takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına, % 40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, tapuda gösterilen ve ödenen bedel içinde KDV'nin bulunduğunu, ayrıca KDV talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tapuda beyan olunan değerin içinde KDV bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
3065 Sayılı KDV Kanununun 8 ve 10.maddeleri uyarınca satılan malın alıcısına teslimi ile vergi yükümlülüğü doğar. Aynı Yasanın 20.maddesine göre satılan ve teslim edilen malın bedeli verginin matrahını oluşturur. Bu matraha nakliye, faiz, vade farkı ve benzeri eklentiler de dahildir. Vergi mükellefi malı satan veya hizmeti üreten ise de, bu vergi alıcısına yansıtılır. Bu durumda kural olarak KDV'nin malı satış bedeline dahil olduğu ayrıca kararlaştırılmadıkça verginin alıcı tarafından ödenmesi gerekir. Nitekim KDV ödenmesine ilişkin Maliye Bakanlığı tebliğinde de, gayrimenkul satışında KDV'nin satış fiyatına dahil olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda davalının satın aldığı gayrimenkulün KDV'sinden sorumlu olduğu kuşkusuzdur. Açıklanan hususlar gözetilerek mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle tarafların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 250.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin birbirlerinden alınarak yekdiğerine ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, davacının fazla ödediği peşin harcının istek halinde iadesine, 23.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy