(2004 S. K. m. 72) (1136 S. K. m. 168)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vek. Av. Hürriyet Sümer ile davalı vek. Av. Mesut Poyraz'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, keşidecisi davacı şirket olan ve hamiline düzenlenen 20.7.2001 günlü 10.000.000.000.-TL.lık çekle borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili, çekin elektrik aboneliği işlemlerini yapması için yalnızca keşide yeri ve şirket yetkilisinin imzası atılı biçimde verildiğini, çekteki sair kısımların davalı tarafından sonradan doldurulmuş olduğunu belirterek çekle borçlu olmadıklarının tespitini ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yolundaki iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının, yazılı belge ile kanıtlanamadığı davacının davalıya yemin de teklif etmediği, ceza davasının sonucunun beklenmesine de gerek olmadığı, ihtiyati tedbir kararı da verilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere ve özellikle davacının çekin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yolundaki iddiasını yazılı delillerle kanıtlayamamasına, tedbir kararı verilmediği için davalı lehine tazminata da hükmedilmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinde yargı yerlerindeki işlemlerle sair işlemlerden alınacak avukatlık ücretinin asgari haddini gösteren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin hazırlanacağı öngörülmüş olup, bu ücrete avukatlık ücretinin dışında Katma Değer Vergisi uygulanacağına ait bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Mahkemeler kanun hükümleriyle bağlı olup, yasada yer almayan bir hususu düzenleyen tarifeye göre karar vermeleri hukukun genel kurallarına aykırılık teşkil eder. Buna göre mahkemece salt Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde gösterilen vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yasada öngörülmeyen Katma Değer Vergisinin de bu ücrete eklenmesi yolunda hüküm kurulması doğru değil ise de, sözü edilen yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden gerekçeli kararın hüküm fıkrasının (4) no.lu bendinde yer alan KDV'si ile birlikte sözcüklerinin karardan çıkartılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 375.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istem halinde iadesine, 11.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy