(1086 S. K. m. 388) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit ve senet iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Zekiye Kaptanoğlu ile davalı vek. Av. Hasan Çağlayan ve Av. Deniz Sorguç'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, davalıya teminat olarak verildiği iddia olunan iki adet 200.000 USA ve 250.000 USA bedelli bonolar ile borçlu bulunulmadığının tespitine ilişkindir.
HUMK'nun 388/son maddesi, hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.hükmünü içermektedir.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararından sonra, kurulan kararın hüküm fıkrasının birinci paragrafında ... Dava konusu edilen
..iki bononun
..taraflar arasında akdedilmiş olan ödünç sözleşmesinin teminatı olduğu konusu kesinleşmiş olmakla bu senetlerin iptali hakkındaki davanın bu nedenle reddine denildikten sonra, ikinci paragrafta
.davacı şirkete gönderilen paranın şirket kasasına girmediği, şirkete ödenmeyerek bir üçüncü kişiler tarafından alındığı
..davalı şirketin TYT Bank aracılığiyle göndermiş olduğu toplam 446.625 USA tahsili hakkındaki ilgili üçüncü kişiler hakkında dava açma hakları saklı kalmak kaydiyle davacı şirketin, ödünç sözleşmesi gereğince gönderilen toplam 464.625 USA'dan dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla davacı şirketin bu miktarda davalı şirkete bu ödünç sözleşmesi gereğince borçlu olmadığının tespitine şeklinde karar oluşturulmuştur.
Açıklanan yerel mahkeme kararının birinci paragrafında davanın reddine karar verildikten sonra ikinci paragrafı da borçlu olmadığının tesbitine karar verilmek suretiyle hüküm fıkraları birbiriyle çelişmiş ve HUMK.'nun 388. maddesine aykırılık oluşturmuştur.
Bu durumda mahkemece hükmüne uyulan 24.11.1999 tarih 2060-7084 esas sayılı bozma kararı çerçevesinde inceleme yapılıp, yasaya uygun şekilde bir hüküm oluşturulmak gerekirken, bozma ilamında belirtilen hususlar gözetilmeden ve HUMK'nun 388. maddesine aykırı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy