(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 1, 19, 20, 21, 41) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı karşı davalı Banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka vekili, davalının müvekkili bankanın müşterisi olduğunu, 19.2.2001 ile 14.3.2001 tarihleri arasında gecelik işlemler yaptığını ve yatırdığı 176.560.000.000.-TL.'ye brüt 6067, 96 oranında fahiş faiz aldığını, İktisat Bankası'nın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrinden sonra davalının hesabından 16.403.454.304.-TL.'lik düzeltme yapıldığını, davalının ihtarname ile bu işleme itiraz ettiğini bildirerek ivazlar arasındaki açık oransızlık ve bankanın içine düştüğü muzayaka hali nedeniyle davalıya bu miktarda borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yan davaya cevabında ve açtığı karşılık davada tarafların akdettikleri sözleşme şartlarına uymak zorunda olduklarını, bir banka olan davacı için müzayaka halinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuş ve dava konusu meblağın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya toplanan delillere ve alınan uzman bilirkişi kurulu raporuna göre, davacı bankanın oluşan piyasa şartlarına göre gecelik faiz oranı ilan ederek müşteri topladığı, ivazlar arasında açık bir oransızlık bulunmadığı gibi bankanın müzayaka halinin aniden ortaya çıkmadığı ve bu nedeni giderme imkanına sahip bulunduğu gerekçesiyle menfi tespit davasının reddine, karşılık alacak davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı-karşılık davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Banka talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, müzayaka halinde bulunması nedeniyle bu meblağı ödeme zorunluluğu bulunmadığını belirterek gabine dayanmıştır.
BK.nun 1. maddesine göre tarafların karşılıklı ve birbirine uygun olarak rızalarını beyan ettikleri takdirde sözleşme kurulmuş olur. Taraflar akdin konusunu kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler. (BK. mad.19) Görüldüğü gibi hukuk sistemimizde sözleşme yapma özgürlüğü vardır. Ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur (BK. mad.19-20). Gabinde sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen bir sınır olup, kanun koyucu BK.nun 21. maddesinde öngörülen şartların oluşması halinde sözleşmede karşılıklı edimlerin kapsamının serbestçe tayin edilmesini sınırlamıştır. Hükme göre bir sözleşmede ivazlar arasında açık bir isabetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin zarar görenin müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden, yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, zarar gören bir sene zarfından akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir. Görüldüğü gibi gabinin söz konusu olabilmesi için edimler arasında aşırı bir değer farkı olması, bu durumun diğer tarafın müzayaka (darda kalma) veya hiffetinden veya tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirilmiş bulunması gerekir.
Tacir olan banka BK.nun 21. maddesinde belirtilen hiffet veya tecrübesizlik hallerine dayanmazsa da müzayaka halinden istifade suretiyle meydana gelen edimler arasında açık bir nisbetsizlik bulunan hallerde akdi feshedilebilir (Karayalçın, Yaşar: Ticaret Hukuk I.Ticari İşletme Ankara 1968 S.221; Başbuğ İrfan Borçlar Hukuku İzmir 1977 S.90). Davalı banka kararlaştırılan faiz oranını kısmen kabul edip ödeme yaptığına göre ödenmeyen kısım yönünden sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirmiş sayılır.
Bu durumda mahkemece, davacı hesabına tahakkuk ettirilen gecelik faiz oranlarının, öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde (daha sonra TMSF'ye devir olunan bankalar hariç) diğer banka ve aracı kurumların uyguladığı repo, ters repo ve gecelik faiz oranları araştırılarak aşırı olup olmadığı, diğer bir anlatımla sözleşmedeki ivazlar arasında açık bir dengesizlik (objektif unsuru) bulunup bulunmadığı, şayet bir nispetsizlik varsa bunun bankanın aşırı oranda gecelik faizlerin uygulandığı dönemde içerisinde bulunduğu koşullara göre müzayaka halinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı (sübjektif unsur) ve yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek banka kayıtları üzerinde, ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku konusunda uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulu ile inceleme yaptırılarak alınacak rapor doğrultusunda ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 08.07.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy