(6762 S. K. m. 116, 146)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı P. AŞ. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. T.D. ile davalı P. Plastik San. AŞ. vek. Av. I.C.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı T. AŞ. ve P. A.Ş.nin acentası olan diğer davalı A Ltd. Ş tLnden "M... 2000 model C..." otomobil alımı için 13.500.000.000.-TL.lık ödeme yaptığını, ancak aracın kendilerine teslim olunmadığını iddia ederek arcın aynen teslimini veya bedelin iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı T. AŞ, davacı ile hiçbir akdi ilişkisi bulunmadığını ve A Ltd. Ştİ.nin de acentaları olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı P. A.Ş. davalı A Ltd. Ştİ.nin satışa yetkili bayi olduğunu, acente olmadığını, anılan şirketin kendilerinden satın aldığı araçları kar payını eklemek suretiyle üçüncü kişilere sattığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Davalı A... Ltd. Şti. davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davacının davalılardan P. AŞ.nin yetkili satıcısı ve acentesi olan A Ltd. Şti. ile araç alımı için sözleşme yaptığı ve aracın teslim olunmadığı, T. AŞ.nin ise akdin tarafı olmadığı gerekçesiyle T. AŞ. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın ise kabulüne, ve ödenen bedelin istirdadına karar verilmiş, hüküm P. AŞ. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK.nun 146. maddesi Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfatı olmaksızın bir mukaveleye dayanarak muayyen bir yer veya bölgesinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi ilgilendiren akitlerde arcılık etmeyi veya bunları anlatma adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir" hükmünü içermektedir.
Tek satıcılık sözleşmesi ise, imalatçı ile tek satıcı arasındaki hukuki ilişkiIeri düzenleyen sözleşme olup, bununla yapımcı imalatının tamamını veya bir bölümünü belirli bir bölgede tekel hakkına sahip olarak satmak üzere bedeli karşılığında sadece tek satıcıya göndermeyi buna karşılık da tek satıcı, sözleşme konusu mamulleri kendi namına ve hesabına satarak faaliyette bulunmayı üstlenir.
Görüldüğü gibi, belirli bir bölgede faaliyet gösterme, pazarlama, süreklilik, tekel hakkı bakımından acenta sözleşmesi ile tek satıcılık sözleşmesi birbirine çok benzemektedir. Ne var ki tek satıcı, acenteleri farklı olarak, işletme sahibi tarafından imal edilen malları kendi nam ve hesabına satın alarak kendisine tanınan tekel bölgesi içerisinde, kendi nam ve hesabına satar. Bu anlamda tek satıcının yapımcıyı temsil etme hakkı ve yetkisi yoktur. Bir başka anlatımla tek satıcı yapımcının hesabına faaliyette bulunamaz.
Somut olayda, davalı A Ltd.Şti. ile davalıP. A.Ş. arasında TTK.nun 116 ve devamı maddelerine göre, düzenlenmiş bir acentelik sözleşmesi bulunmadığı gibi, davalı P. AŞ. tarafından davalı A Ltd. Şti.ne kendilerine ait ürünleri satması için 30.6.2000 tarihine kadar tanınan "satış yetki belgesi" acentelik sözleşmesi olarak kabul edilemez.
Diğer yandan davalı P. AŞ.nin sattığı mamüllerin faturasının alıcı şirketler (yetki verdiği) adına düzenlendiği ve bu şirketlerinde kendi adına satış karlarını da ekleyerek fatura düzenledikleri anlaşılmaktadır.
Öte yandan davalı A Ltd. Ştİ. kendisine ödenen satış bedelinin 9.865.000.000.-TL.lık kısmını davalı P. AŞ.ye olan borcu için anılan şirkete havale etmiş bakiye 4.498.844.640.-TL.lık kısmı ise dövize çevirerek kendi yedinde tutmuştur.
Bu durumda yukarıda açıklanan hususlar gözetildiğinde A. Ltd.Şti.nin davalı P. A.Ş.nin acentası olarak kabulü mümkün değildir. Anılan şirket kendi nam ve hesabına satış yapan (tek satıcı) konumunda olup yaptığı işlemlerden dolayı yine kendisi sorumlu olduğundan, mahkemece davalı P. A.Ş. hakkındaki davanın da reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı P. A.Ş. yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı P. A.Ş. yararına takdir edilen 250.000.000.- TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak adı geçen davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 3.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy