(2004 S. K. m. 72) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka ile dava dışı Cihan Yılmaz arasında imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesinin kefili olduğunu, borç ödenmediğinden banka tarafından 3.414.713.406.TL üzerinden takibe geçildiğini, sorumluluğunun 100.000.000.TL olduğunu belirterek müvekkilinin davalı bankaya sözleşme gereği 100.000.000.TL'yı aşan kısım için borçlu olmadığının tespitine fazladan ödenen 660.000.000.TL'nın istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeyi garanti eden sıfatıyla imzaladığını tüm borçtan sorumlu olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının kredi kartı sözleşmesi nedeniyle bilirkişi raporu ile tespit edilen takip tarihi itibariyle 150.531.250.TL borçlu olduğunun tespitine, asıl alacağa takip tarihinden %225 faiz uygulanmasına fazlaya ilişkin borçlu olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı bankanın davacıya keşide ettiği ihtarnamede davacının kredi kartı üyelik sözleşmesinin kefili olduğunu kabul etmiş olmasına, mahkemenin de kefil davacıyı 100.000.000.TL kefalet limiti ve bunun faizinden sorumlu tutulmasında, davalı bankanın takibinde kötüniyetli olmadığından tazminat ile sorumlu tutulamayacak olmasına göre davalı bankanın tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı açmış olduğu davada, 100.000.000.TL'yi aşan kısım için borçlu olmadığının tespiti ile birlikte, maaşından kesilmiş olan 660.000.000.TL'nın da istirdadına karar verilmesini istediği halde mahkemece, istirdat talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir. Ayrıca davacının borçlu olmadığı tespit edilen miktar üzerinden lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken 175.000.000.TL vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli itibariyle isabetli değildir.
Öte yandan, temyiz aşamasında yürürlüğe giren 4822 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinin de gözetilerek hüküm kurulacağı kuşkusuzdur.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy