(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 245, 287, 337)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkilleri tarafından davalı lehtar V. Dinç adına keşide edilen 700.000.000.-TL. bedelli bono nedeniyle 206.400.000.-TL. ödeme yapıldığını, bu durumun senede ciro yolu ile sahip olan davalı S. Çölbeyi tarafından da bilindiği ileri sürmüş ve söz konusu bonodan dolayı müvekkillerinin 206.400.000.-TL. borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı S. Çölbeyi vekili davanın reddi ile %40 tazminatın davacılardan tahsili gerektiğini savunmuş, diğer davalı duruşmalara katılmadığı gibi cevap dilekçesi de vermemiştir.
Mahkemece, bononun mücerret borç ikrarı olduğu emre yazılı senetlerde son hamile karşı şahsi defilerin değil yalnızca senet metninden anlaşılabilen defilerin ileri sürülebileceği tarihsiz cironun vadeden önce yapılmış sayılacağı kanaati ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı S. Çölbeyi vekillerince temyiz edilmiş ve Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda bozulmuştur.
Dairemizin bozma kararında özetler kambiyo senedinin keşidecisi tarafından temel ilişkiye dayalı olarak lehtara karşı menfi tesbit davası açılmasının olanaklı bulunduğu, bu nedenle mahkemece öncelikle davacıya ileri sürdüğü ödeme iddiasına ilişkin delilleri sorulup toplanarak ödeme iddiasının kanıtlanamaması durumunda davanın reddi, aksi halde davanın lehtar davalı V. Dinç'e yönelik olarak kabulü ile yetinilmeyip son hamil davalı S. Çölbeyi'ne karşı şahsi defilerin ancak kötü niyetli olması halinde ileri sürülebilmesinin mümkün olacağı gözetilerek tarafların bu konudaki delilleri de sorulup toplandıktan sonra davalı S. Çölbeyi hakkında uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçe ile davanın reddinin isabetsiz olduğu kabul şekli itibariyle de davalı S. yararına tazminata hükmolunması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması hususunun doğru görülmediği belirtilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş yapılan yargılama sonucunda davacıların 206.400.000.-TL.'lik kum vererek davalı V. adına ödeme yaptığı, bu hususu davalı S.'ında bildiği kabul edilerek davacıların bonodan dolayı 493.600.000.-TL. borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma kararına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira davacı taraf ödeme iddiasında bulunmuş ve bu konuda tanık dinletmiştir. Oysa iddianın niteliği itibariyle ve yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. Davalı taraf tanık dinlenmesine muvafakat etmemiştir. Ne var ki davacılar yemin deliline de dayanmıştır. Bu durumda ödeme iddiası yönünden davacı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi, ödeme iddiasının kanıtlanması halinde hamilin kötü niyetli olduğu iddiasının her türlü delille kanıtlanabileceği gözetilerek ilk tanık listesindeki tanık beyanlarının değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy