(1086 S. K. m. 9, 10)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı dava dilekçesinin yetkisizliği nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Dava, mal satım bedelinin ödenmemesinden kaynaklanan alacak nedeni ile girişilen icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacı, Ortaca'da icra takibine geçmiştir. Davalı, ikametgahının ve iddia edilen isteğin ifa yerinin İstanbul olması dolayısıyla icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmiştir. Davacı, Ortaca'da açtığı davada, HUMK.nun 10. maddesi uyarınca Ortaca'nın yetkili olduğunu belirttikten sonra dava dilekçesinin esasla ilgili bölümlerinde dava olgularını açıklamıştır. Davalı, cevap dilekçesiyle mahkemenin de yetkisine itiraz etmiş ve ayrıca davanın Ticaret Mahkemesinin iş alanına girdiğini belirledikten sonra kendilerine sipariş etmedikleri ve faturadaki nitelikleri taşımayan bir kısım malzeme gönderildiğini, onlarında geri yollandığını savunmuştur.
Mahkemece iddiaya göre ürünün İstanbul'da davalıya teslim edilmiş olmasına ve davalının ikametgahına göre yetkisizlik nedeni ile dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Oysa, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olmakla takip durmuştur. İtirazın iptali davası, icra takibinin devamı olduğundan davanın dinlenebilmesi, takip engelinin ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Ortaca İcra Dairesinin yetkisiz olup olmadığı konusundaki uyuşmazlık çözümlenmeden mahkemenin yetkisizliğine karar verilemez. Temyiz bu açıdan doğru olduğundan yerel mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 13.6.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, mal bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, dosyanın yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Borçlu-davalı, aleyhindeki icra takibinde hem yetkiye hem de borca itiraz etmiş, itiraz üzerine açılan iş bu itirazın iptali davasında da mahkemenin yetkisiz olduğunu savunmuştur.
Uyuşmazlık, öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın mı? Yoksa mahkemenin yetkisine yönelik itirazın mı? incelenmesi gerektiği yolundadır.
Kanaatimce, mahkeme, öncelikle kendi yetkisine yönelik itirazı incelemek zorundadır. Zira, yetkisiz bir mahkemenin yetkisine girmeyen konuları incelemesi doğru olmaz.
Esasen, temyiz nedeni olarak Dairemiz önüne getirilen uyuşmazlık hangi mahkemenin yetkili olduğu konusundadır. Başka bir ifadeyle, önce icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerektiği hususu davacı tarafça temyiz nedeni yapılmadığı gibi, davalı taraf da hükmü temyiz etmemiştir.
Böylece, açıkça temyiz nedeni yapılmayan bir konunun res'en incelenip incelenemeyeceği hususu uyuşmazlığın çözümünde önem taşımaktadır.
Sorunun çözümü açısından öncelikle aleyhe bozma yasağı ve dava şartı kavramları üzerinde kısaca durmakta yarar bulunmaktadır. Çünkü, hüküm sadece davacı tarafça temyiz edilmiş ve icra dairesinin yetkisinin incelenmesi hususu temyiz nedeni yapılmamıştır.
Kural olarak, taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hüküm, temyiz eden taraf aleyhine bozulamaz. Buna aleyhe bozma yasağı denir. Ancak, kamu düzenine ilişkin hususlarda aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Aynı şekilde dava şartı noksanlığı halinde de aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yani Yargıtay bir hükmü, dava şartı noksanlığından dolayı temyiz eden aleyhine bozabilir. (Prof.Dr. B.Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 5.baskı 1991, Cilt 4.Sh.3404-3407)
İcra dairesinin yetkisi kamu düzenine ilişkin değildir. İcra dairesinin, iflas takipleri hakkındaki yetkisi (İİK.md.154) de, kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması halinde, icra dairesi yetkisizliğini kendiliğinden gözetemez. Bu konuda itiraz bulunması gerekir. Yetki itirazı, esas hakkındaki itirazla birlikte yapılmalıdır. (İİK.md.50) (Prof.Dr. B.Kuru, İcra İflas Hukuku, 1988, Cilt 1.Sahife 178-179)
İcra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi dava şartı da değildir. Bir hususun dava şartı olup olmadığı onun niteliğinden anlaşılır. Bir şeyin varlığı veya yokluğu, mahkemenin davayı esastan inceleyip karara bağlamasına engel oluyor ve hakim o hususu kendiliğinden gözetmekle yükümlü ise, o husus bir dava şartıdır.
Dava şartları, mahkemeye, taraflara ve dava konusuna ilişkin dava şartları olmak üzere üçe ayrılabilir.
Burada konumuzla ilgisi bakımından sadece mahkemeye ilişkin dava şartlarına değinilecektir. Mahkemeye ilişkin dava şartları, yargı hakkı (yetkisi), yargı yolu, görev ve kamu düzenine ilişkin yetki halleri olmak üzere dört grupta toplanabilir. Yine konumuzla ilgisi yönünden kamu düzenine ilişkin yetki hallerine kısaca göz atmakta yarar vardır.
Kesin yetki kurallarının mahkemece, kendiliğinden gözetileceği ve bu nedenle dava şartı olduğunda kuşku yoktur. Hatta kamu düzenine ilişkin ve fakat kesin olmayan yetki kuralları da mahkemece kendiliğinden gözetilmelidir ve bu nedenle dava şartıdır (Prof.Dr. B.Kuru, age, cilt 1.sh.882). Kamu düzenine ilişkin olmayan ve kesin yetki niteliğinde bulunmayan yetki kuralları ise res'en gözetilemez.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince; uyuşmazlık satılan mal bedelinin tahsili amacıyla girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Akdi ilişki davalı tarafça inkar edilmemiş, istenilen evsafta mal gönderilmediği savunulmuştur. Dosyadaki belgelere göre akdin ifa yerinin Beyazıt/İstanbul olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ikametgahı da İstanbul'dur. Olayımızda BK.nun 73/1. maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır.
Bu durumda, gerek icra dairesinin gerekse mahkemenin yetkisinin belirlenmesinde HUMK.nun 9 ve 10. maddelerine başvurmak gerekmektedir. Buna göre İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Anılan yasa hükümlerinde düzenlenen yetki kuralları kesin yetki kuralı olmadığı gibi kamu düzenine de ilişkin bulunmadığından olayda dava şartından söz edilemez.
Hal böyle olunca, davacının temyizi üzerine (temyiz dilekçesinde o yönde bir talep de olmadığı halde) "önce icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerektiği"nden söz edilerek bozma kararı verilmesi aleyhe bozma yasağının ihlali anlamına gelir.
Bu nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy