(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Lütfiye Başol gelmiş, diğer taraflan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, 6.1.1995 tarihli sözleşme ile davalıdan 76 adet kommudadör alınmasının kararlaştırıldığını, ancak daha sonra 55 adede indirildiğini, malın bedelinin 18.3.1995 tarihli akreditif ile 142.450.USD olarak ödendiğini, malı sözleşmede belirtilen tarihlerde teslim edemeyen davalının süre uzatımı istediğini, bu istemin sözleşmede yer alan gecikme cezası uygulanmak suretiyle kabul olunduğunu, teslim alınan malzemelerin imalatta kullanılması aşamasında sözleşme şartnameye uygun olmadığının belirlendiğini ve durumun derhal davalıya ihbar olunduğunu, davalının ihbara uymaması üzerine akdin fesih edilerek, üretimin aksamaması için ikinci ihaleye çıkarılarak aynı malın 169.760 USD bedel ile alındığını ve yeniden ihale masrafı yapmak zorunda kaldıklarını, ihalenin feshi ile teminatın gelir kayıt edildiğini, bu mahsuptan sonra işletmenin 38.512,69 USD daha zarar, kaldığını iddia ederek işletme zararının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, malı veren şirketin kendileri olmadığı için husumetin hatalı yöneltildiğini, diğer yandan ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, satım konusu malların davacı elinde bulunduğundan teminat talep edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre, satım konusu malzemenin ayıplı olduğu ve süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu, davacının 27.309,20 USD mal bedeli, 1.852.477.864. TL. ihale masrafı zararı bulunduğunun tespit olunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, satım konusu malların ayıplı olduğunun davalı yanca yazılan 11.9.1996 tarihli yazı içeriğine göre davalı tarafın kabulünde bulunduğunun anlaşılmasına ve Türk Lirası cinsinden yapılan ihale masraflarına yine Türk Lirası cinsinden tahsiline karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Davacı dava dilekçesinde, dava tarihinden itibaren faiz talep etmiş ve bu talebini dava dilekçesinde imza ile paraf etmiştir. Davalıya tebliğ edilen dilekçede de aynı talep mevcut ise davacının faiz istemi hakkında da bir karar verilmek gerekirken, mahkemece bu yön üzerinde durulmadan davacının faiz isteminin reddi isabetsizdir.
Davalının temyizine gelince,
3-) Davalı yanın sözleşmedeki edimini yerine getirmemesinden dolayı tazminata hükmedilmiş olması nedeniyle, davacı yedinde bulunan ayıplı malın tazminatın ödenmesinden sonra iadesine karar verilmesi gerekirken mahkemece bu yönde bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) sayılı bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, hükmün (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı, (3) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 375.000.000. TL duruşma vekalet ücretinin birbirlerinden alınarak yekdiğerine verilmesine, peşin harçların istekleri halinde iadesine, 23.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy