(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 28.8.2001 keşide günlü çek ile alacaklı oluğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini, takibin devamını ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, icra dairesinin yetkisiz olduğunu, davanın da yetkisiz mahkemede açıldığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının ikametgahının yetkili olduğu ve davaya davalının ikametgahı mahkemesinde bakılması gerektiği gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Borçlu, icra dosyasına verdiği dilekçesinde borçla birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiştir. Bu halde mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazın tetkiki ve bir karar verilmesi gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan mahkemenin yetkisi dikkate alınarak yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine 01.07.2003 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
GEREKÇE YÖNÜNDEN KARŞI OY YAZISI
Dava, çeke dayalı alacağın tahsili için girişilen ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yetkisizliğe, dosyanın talep halinde yetkili İncirliova veya Koçarlı Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine, hem de mahkemenin yetkisine itiraz edildiği takdirde mahkemenin öncelikle kendi yetkisine yönelik itirazı incelemesi gerekir. Zira, mahkeme kendisini yetkisiz görürse, yetkisiz bir mahkemenin herhangi bir konuda inceleme yapması doğru olmayacağından icra dairesinin yetkisinin tetkiki de usul kurullarına uygun düşmez.
Bu itibarla, yerel mahkemenin öncelikle kendi yetkisi yönünden inceleme yapmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne var ki, HUMK. nun 23. maddesinin son cümlesi gereğince mahkemenin yetkisiz olduğunu iddia eden taraf yetkili mahkemeyi açıkça göstermekle yükümlüdür. Davalı vekili, yetki itirazında İncirliova ve Koçarlı Mahkemelerini yetkili olarak bildirdiğinden yetkili mahkemeyi kesin biçimde göstermemiş olmaktadır. Bu sebeple öne sürülen yetki itirazı geçersiz olup, reddi gerekir. Kaldı ki, mahkemenin İncirliova veya Koçarlı Mahkemelerinin yetkili olduğundan bahisle terditli bir biçimde yetkisizlik kararı vermesi de usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir. Bu halde mahkemece HUMK. nun 23. maddesi hükmüne uygun bir yetki itirazı bulunmadığından kendi yetkisine yönelik itirazın reddedilmesi ve daha sonra da İİK. nun 50. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden yazılı biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve hükmün bu gerekçelerle bozulması gerektiği kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun farklı yönde oluşan bozma gerekçelerine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy