(2004 S. K. m. 45, 67) (818 S. K. m. 487)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde dava vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, davalı Maya Fırınlı Koll. Şti'ne kullandırılan krediye sair davalıların kefil olduklarını kredinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan 2000/35 s. icra takibi yapıldığını bu takibin semeresiz kaldığını, bunun üzerine 2002/581 Esas s. icra takibi yapıldığını ve takibe itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre asıl borçlunun 391.762.714. TL'lik, kefillerin 13.502.098.748. TL. alacağa yaptıkları itirazın iptal edilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK. nun 45. maddesi uyarınca, alacak rehin ile teminat altına alınmış ise alacaklı öncelikle teminata başvurması teminatı aşan bir alacak mevcut ise ancak bu miktar üzerinden asıl borçlu hakkında ilamsız icra takibi yapabilir.
BK.nun 487. maddesine göre de, kefil borçlu ile beraber müteselsilen kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile borcun ifasını deruhte etmiş ise, alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahsil ettirmeden kefiller aleyhine takip yapılabilir.
Diğer yandan kural olarak kefil, borçtan kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumludur.
Bu halde mahkemece, davacı bankanın kayıt ve defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığı ile gerektiğinde talimat ile inceleme yaptırılarak, yukarda açıklanan kanun hükümleri ve kural dikkate alınarak düzenlenecek rapora göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın likit bulunduğu gözetilerek İİK. nun 67. maddesi uyarınca davacı banka yararına icra inkar tazminatına hükmolunmak gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da isabetsizdir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 02.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy