(1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, keşidecisi Adil D., lehtarı Ferruh K. olan toplam 560.000.000.-TL. değerindeki iki adet senette davacıların birbirlerine cirosu ile dava dışı Osman Ö.'nın cirosu olduğunu, senetlerin ödenmemesi üzerine son hamil Osman'ın senetleri protesto ettirdiğini, senet bedellerini sonrasında davacı Hüseyin'in Osman'a ödeyip senetleri geri aldığını, keşideci Adil ile yapılan görüşme sonunda anılan senetlerin Adil'e verilip karşılığında 7725 USA Doları değerindeki senedin alındığını, ancak kardeş olan Adil ile davalının işbirliği ile hileli olarak senetlerin arkasında ciroları bulunan Hüseyin ve Osman ismi arasına davalı Rasim'in adının yazılıp aleyhine icra takibine başlanıldığını belirterek, icra takibinin iptali ile tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacılar ve keşidecinin tacir olduklarını, iddia edilen olayın gerçekleşmesi halinde senedi birbirlerine teslimde bedelsiz kalması nedeniyle senedi iptal edip veya kendi cirolarını silmeleri gerektiğini iddiaların asılsız olduğunu tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve tanık anlatımları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bedelsiz kalan senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yöneliktir.
Mahkemece, uyuşmalığın hile iddiasından kaynaklandığı gerekçesi ile tanık dinlenmiştir. Davacı yan bedelsizlik iddiasını ileri sürerken senetlerin kendi rızalarıyla keşidecisine iade edildiğini ileri sürmüştür. Senedin iadesi sırasında senette mevcut imzaların iptal edilmemesi veya yazılı bir belge alınmamış olması karşında davacı yanın iddialarını HUMK.'nun 290 maddesi hükmü gereğince yazılı delille kanıtlaması gerektiği düşünülmeden tanık beyanı ile hüküm tesisi doğru değildir. Kaldı ki, davalı yan tanık dinlenmesine de muvafakat etmemiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı iddialarının yazılı delille kanıtlanması gerektiği gözetilerek davaya konu senetlerin protesto belgeleri ve protestoya konu senet örneklerinin celbi ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi, senet örneklerinin bulunmaması halinde davacı yanın yemin deliline de dayanmış olduğu gözetilerek yemin teklif hakları hatırlatılmak suretiyle varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine,8.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy