(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Ekrem Selami Yıldırım ile davalı vek. Av. Melih Sınar'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı Salih Mutlu'ya kullandırılan krediye davalıların kefil olduğunu, 11.10.1980; 22.3.1999; 12.10.1994; 16.10.1995 tarihli sözleşmeler uyarınca kefalet limitinin 2.050.000.000.TL olarak belirlendiğini hesabın katından sonra alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek, kefil davalının kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olarak 5.854.544.000.TL alacağa yaptığı itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, kefalet ettiği sözleşmeler ile kullandırılan kredilerin borçlu tarafından ödendiğini, sonradan yeniden kredi kullandırılmasından sorumlu olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının imzaladığı kefalet sözleşmelerinin icra takibine konulmadığı bu nedenle takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, takip tutarı 26.509.311.681.TL üzerinden davalı yararına tazminata hükmedilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, kefalet nedeniyle davalının sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Davalının birbirini takip eden 4 adet toplam 2.050.000.000.TL limitli süresiz sözleşmeler ile kredi borçlusu lehine davacı bankaya kefalet verdiği çekişmesizdir.
Alacaklı bankanın alacağının tahsili için icra takibine geçerken takip talepnamesine borçlu ve kefiller tarafından imzalanan tüm kredi sözleşmelerinin tarihlerini yazmamış olması, davalının kefalet ettiği sözleşmelerden doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bu durumda mahkemece, davacı bankanın davalı kefilden icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığı gibi, itirazın iptali davasının 5.854.544.000.TL üzerinden açıldığı dikkate alınmadan tüm takip tutarı üzerinden ve davacı bankanın takipte kötüniyetli olduğu da kanıtlanmadan kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulması da kabul şekli ile isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı banka yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 375.000.000.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy