(6762 S. K. m. 592, 599) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vek. Av. Nuran Artagan gelmiş sair taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, keşidecisi Bedriye Namdar lehtarı Yılmaz Örsel olan 5.12.1997 tanzim, 25.5.1998 vadeli 22.000.000.0000.-TL.'lık bono ile borçlu olunmadığının tesbitine yönelik menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde bonodaki imzanın müvekkiline ilişkin olmadığını, bononun da bedelsiz olduğunu iddia etmiştir.
Davalı vekili ise davanın reddini savunmuştur.
Adli Tıp Kurumu Fizik/Grafoloji İhtisas Dairesinden alınan dava konusu bonodaki imzanın dava keşideci eli ürünü olduğu saptanmış, davanın reddine ait olarak verilen ilk kararın bozulmasından sonra yapılan yargılamada davalı asil'i Bedriye Namdar'ı tanımadığını ve aralarında borç alacak ilişkisi bulunmadığını, ancak davacının damadı Erol Hacısüleymanoğlu'ndan alacaklı olduğunu, Erol'unda borcuna karşılık dava konusu bonoyu verdiğini belirtmiştir.
Mahkemece dava konusu bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TTK. nun 592. maddesine göre tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehtar hanesi açık bırakılarak bir başkasına tevdii mümkündür. Keşidecinin bilinçli olarak doldurma yetkisini sair bir şahsa bıraktığı, bu durumda bonoyu alan kişi lehtar hanesine kendi adını yazabileceği gibi, isterse bonoyu yine lehtar hanesi açık olarak sair bir kişiye vererek açık kısmın o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlanabilir. Olayda davadışı Erol'un lehtar hanesi açık olarak kendisine verilen bonoyu davalıya verdiğinde ve lehtar hanesinde de davalının adı yazıldığından, davalı bonoda her ne kadar lehtar olarak gözüküyorsa da hukuken hamil durumundadır. İspat külfeti davacıda olup, davacı davalıya karşı TTK. nun 599. maddesinde yazılı biçimde ve şartlarla defilerini dermayan etmesi mümkündür. Bir başka anlatımla davacı davalının bonoyu kötüniyetle iktisap ettiğini kanıtlamak durumundadır. Davacının bu yöndeki delilleri toplanarak sonucuna uygun biçimde karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 30.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy