(818 S. K. m. 19, 20, 53) (6762 S. K. m. 571)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit- senet iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av.Ümit Yılmaz ile davalı vek.Av.Mustafa Çakırlı'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalının bir ara birlikte yaşadıklarını ve davalının müvekkilinin imzasını taklit edebildiğini davalının müvekkili aleyhine 6.8.1998 tanzim 7.11.2000 vadeli 2.000.000 DM'lık bonoya istinaden icra takibi yaptığını bononun taklit imza ile oluşturulmuş ve davalı tarafından doldurulmuş olabileceğini davalının Almanya'da resmi merciilere verdiği ifadede senedin evliliğin garantisi olarak verildiğini ikrar ettiğini müvekkilinin davalıya böyle bir senet vermediğini, eğer imza müvekkilinin ise boş senedin davalı tarafından çalınıp doldurulmuş olabileceğini belirterek bono ile borçlu olmadığının tespitini ve bononun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının ciddiyetten uzak olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı vekili 11.12.2002 tarihli dilekçesinde de bononun resmi nikah yapılmaması nedeniyle ( Davacı evli olduğundan ) engel hal ortadan kalktığında nikah yapılacağından Derya Yaşar'ın mağdur olmaması için düzenlendiğini belirtmiştir.
Mahkemece iddia, savunma gerek İcra Tetkik Mercii Hakimliğinden alınan bilirkişi raporu gerekse ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporlarına göre imzanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığını bonoda şekli bir eksiklik bulunmadığı bononun davalıya ve çocuğuna tazminat kabilinden verildiği bononun davacının evliliğe ve önceki eşinden boşanmaya zorlanması maksadına yönelik olarak alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Kamil İnce'nin bir başkası ile evli iken davalı lehdar ile imam nikahı yapıp birlikte yaşadığı ve 27.8.1999 tarihinde de müşterek çocukları olduğu hususu tartışmasızdır.
Davalı lehdar Almanya'da resmi merciler huzurunda verdiği ifade de imam nikahı kıyıldığı sırada davacının eşinden henüz boşanmadığını boşanma olmadığı takdirde ortada kalmak istemediğini bu nedenle davacıdan bono talep ettiğini, davacının bonoyu imzaladığını imzalanan bononun davacının evrak klasörüne konulduğunu davacı ile ayrılırken evrak klasöründeki bonoyu alıp gittiğini belirtmiştir.
Mahkemece ceza davası sırasında alınan bilirkişi raporu ve İcra Tetkik Mercii Hakimliğinden alınan bilirkişi raporları hükme esas alınarak hüküm kurulmuş ise de ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca davalı bonoyu davacının evrak klasöründen aldığını beyan etmiş olup davalının bu nedenle haklı ( meşru ) hamil olmadığı yolundaki davacı iddiası da karar yerinde tartışılmamıştır. Öte yandan davacı Kamil'in bononun tanzim edildiği sırada başka birisi ile evli olup, evli bir kişinin başkası ile ilişki kurup karı koca hayatı yaşaması ahlaka ve adaba aykırı bir durum olup ahlaka ve adaba aykırı bir durumun gerçekleşmesini teminen verilen bononun da BK.nun 19/2 ve 20. maddeleri uyarınca geçersiz olacağı da gözden kaçırılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 375.000.000.TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy