(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı esas davanın kabulüne karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı -karşı davalı asil Hasan R. Acartürk vek. Av. Ahmet Ergün ile davalı-karşı davacı asil Ahmet Kart'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan asiller ile avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Mahkemenin 3.5.2000 günlü kararı, davacı birleşen davanın davalısı Recep Acartürk vekili tarafından temyiz edilmiş, hüküm Dairemizin 9.11.2000 gün 2000/5951 Esas, 2000/7607 Karar s. ilamı ile çek hamilin aldığı zayi kararı çek alacaklısına çeki ibraz etmeden bedelini borçludan isteyebilme ya da yeni bir çek düzenlenmesini talep hakkı sağlar. Fakat borçlunun inkarı durumunda hamilin temel borç ilişkisini kanıtlaması gerekir. Zira çekin kaybolmasıyla keşideci çeke yönelik savunmaları ileri sürme imkanından mahrum bırakılmıştır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmayan belgelerle bu ilişkinin kanıtlanması mümkün olmadığı gibi, Halk Bankası ve Şekerbank şubelerinden tevdi ve ibraz ile ilgili olarak yer alan kayıtlar, varlığı ileri sürülen çekin içerdiği miktar yönünden yeterli kabul edilemez.
Mahkemece çek hamili Ahmet Kart'a temel borç ilişkisini ve alacaklı olduğu kesin miktarı kanıtlayacak delilleri sorulup toplanan deliller birlikte değerlendirilerek menfi tespit ve itirazın iptali davaları yönünden bir karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
Ancak, alacaklı Ahmet Kart bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında çekin fotokopisini ve aslını ibraz etmiştir. Keşideci Recep Acartürk çek aslındaki imzanın kendisine ilişkin olduğunu kabul etmiştir.
Çek bir ödeme vasıtası olup kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerekir. Ne var ki, ibraz edilen çek aslının keşide tarihinin yazılı olduğu bölüm üzerine mürekkep döküldüğünden ay ve yıl hanesinin çıplak gözle görülmediği belirlenmiştir.
Davacı-birleşen davanın davalısı (keşideci) çekte tahrifat bulunduğunu, aynı çek koçanında bir önceki ve sonraki sıra numaralı çekin 1996 yılında keşide edildiğini, dolayısıyla çekin keşide gününde tahrifat yapıldığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi kurulu raporunda tetkike konu çekin keşide tarihi bölümüne çekin tanzimi esnasında 23.4.1999 rakamlarının yazıldığı, bilahare ay hanesindeki 4 rakamının başına 0 rakamının ilave edildiği ve mevcut 4 rakamının (muhtemelen farklı bir rakam yazmak amacıyla) fiziksel yolla silinerek normal görünümünün yok edildiği, yine yıl hanesinin birler basamağındaki 9 rakamının da fiziksel yolla silinerek normal görünümünün yok edildiği ve bu yere 8 rakamının yazılmaya çalışıldığı, ancak muhtemelen bu girişimde başarılı olunamadığından ve yapılan tahrifat dikkat çekebilecek nitelikte olduğundan, tahrifatın gizlenmesi gayesiyle üzerine siyah renkli mürekkep dökülerek keşide tarihi bölümünün kapatıldığı yönünde ..... hasıl olduğu belirtilmiş ise de bu raporda çekin bankaya ibraz edildiği tarihte tahrifat yapılıp yapılmadığı, bir başka anlatımla çekin ibraz edildiği sırada tahrifatı olup olmadığı konusu açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu halde mahkemece konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan yukarda değinilen hususları da kapsayacak şekilde yeniden rapor alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan davalı-birleşen davanın davacısı Ahmet Kart keşideci ile aralarında temel ilişki de olduğunun belirterek keşidecinin el yazısı ile yazılmış muhtelif tarihlerdeki borçlanmayı ve hesap özetlerini gösteren belgeleri keşidecinin yanında sigortalı olarak çalışan Ali Pekcan ve Derviş Ercan'a yaptığı 29.500 DM'lık ödemeye ait belgeyi ibraz etmiş olmasına ve dairemizin 9.11.2000 günlü ilamında taraflar arasında temel borç ilişkisi bulunduğu belirtilip kesin borç miktarının saptanması yönünden bozma yapılmasına rağmen, temel borca ilişkisinin kanıtlanamadığı yolundaki gerekçe de isabetli olmadığı gibi, keşideci zaman aşımı savunmasında bulunmamasına rağmen çekin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bütün deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekeceğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 27.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy