(2004 S.K.m.72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili aleyhinde davalı tarafından İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2001/25892 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibin dayanağı bonodaki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, iddianın asılsız olduğunu takibin kesinleştiğini ve 1, 5 yıl sonra dava açılmasının tahsilatı geciktirmeye yönelik olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacıya ödeme emrinin usulüne uygun olarak yapıldığı ve davacının 5 gün içinde ödeme emrine itiraz etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında ( takipten sonra ) borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. ( İİK.nun 72/1 ) Bu anlamda, borçlunun alacaklının takip konusu yaptığı senedin sahte olduğunun tespiti için açtığı dava İİK.nun 72. maddesinde yer alan bir menfi tespit davasıdır.
Diğer yandan ödeme emrine itiraz etmemiş ( ve bu nedenle hakkındaki takip kesinleşmiş ) olan borçlu da; borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Bir başka anlatımla icra takibine borçlunun itiraz etmemesi suretiyle icra takibinin kesinleşmesi menfi tespit davasının açılmasına engel teşkil etmez.
Bu durumda mahkemece, davacının sahtecilik iddiasına yönelik delilleri toplanıp HUMK.nun 308 ve devamı maddeleri uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy