(2004 S. K. m. 67, 72) (818 S. K. m. 19, 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali-menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı her iki davanın da kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı-karşı davalı vekilince duruşmalı, davalı-karşı davacılar vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacı vek. Av. S. Şahin Dudu ile davalı Bayındırbank vek. Av. Pınar Beşler Karaali ve sair davalı TMSF vek. Av. Tülay Çalışkan'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, 20.4.2001 gününde İktisat Bankası A.Ş. hakkında yaptığı icra takibinde 1.343.906.773.844.-TL. asıl alacak 200.179.516.385.-TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.554.086.290.229.-TL. alacağın takip gününden itibaren asıl alacağı işleyecek senelik %169.90 faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, takibe itiraz edilmesi üzerine de itirazın iptali ve tazminat istemi ile bu dava açılmıştır.
Davacı vekili, itirazların haksız olduğunu, BK.nun 20. maddesinde düzenlenen Gabin'in hiçbir şartının olayda gerçekleşmediğini, talep edilen faiz alacağının kanuna ve banka ile aradaki ilişkiye uygun olduğunu, bankanın müzayakasından bahsedilemeyeceğini, bu sebeple haksız itirazın iptalini ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve arkadaşlarının 87 trilyonluk mevduat gücüyle bir havuz oluşturarak bankada gecelik (O/N) işlemleri yaptıklarını bankanın eski yöneticilerinin davacı ve bu guruptaki kişilerin mevduat miktarlarına bakılmaksızın mevduatı bir tüm olarak değerlendirerek yüksek faiz oranlarından faiz vererek banka aleyhine nemalandırdıklarını, bankanın fona devrinden sonra İMKB ortalama faizleri esas alınarak bu oranlar üzerinden müşterilere faiz ödemeleri yapıldığını, İMKB ortalaması ile müşteriye verilen faiz arasındaki fahiş farkın ödenmediğini, Gabin teşkil eden bu fahiş faiz oranının aynı zamanda BK.nun 20. maddesine göre ahlaka da aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Bayındırbank'ın açtığı menfi tespit davası da bu dosya ile birleştirilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre bankanın güven müessesesi olup Bankalar Yasasının korunması altında bulunan mevduatın bir kısmına el konulmasının bankacılık işlemleri ile bağdaşmadığını, bankanın gabininden söz edilemeyeceği gerekçesiyle itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, 1.422.301.335.652.-TL. üzerinden itirazın iptaline, takibin devamına 1.343.906.773.844.-TL. asıl alacağa takip gününden itibaren %70 temerrüt faizi uygulanmasına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen menfi tespit davasının kısmen kabul kısmen reddi ile 10. İcra Müdürlüğünün 2001/4395 s. dosyasındaki 1.554.086.290.229.-TL. takip alacağından 131.784.951.577.-TL. bankanın borçlu olmadığının tesbitine, fazla istemin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalı-karşı davacı banka vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde davacının dava dışı kişilerle birlikte gurup oluşturup faizinden faydalanmak suretiyle yüksek faiz geliri elde etmek için ekonomik kriz sebebiyle müzayaka halinde bulunan banka ile gecelik faiz anlaşması yaptığını, bu sözleşmenin gabin ahlaka hukuka aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
BK.nun 1. maddesine göre tarafların karşılıklı ve birbirine uygun olarak rızalarını beyan ettikleri takdirde sözleşme kurulmuş olur. Taraflar akdin konusunu yasanın getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler. (BK.mad.19) Görüldüğü gibi hukuk sistemimizde sözleşme yapma özgürlüğü vardır. Ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur (BK. mad.19-20). Gabinde sözleşme yapma özgürlüğüne getirilen bir sınır olup, yasa koyucu BK.nun 21. maddesinde ön görülen şartların oluşması halinde sözleşmede karşılıklı edimlerin kapsamının serbestçe tayin edilmesini sınırlamıştır. Hükme göre bir sözleşmede ivazlar arasında açık bir isabetsizlik bulunduğu takdirde eğer gabin zarar görenin müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden, yahut tecrübesizliğinden istifade suretiyle vukua getirilmiş ise, zarar gören bir sene zarfından akdi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir. Görüldüğü gibi gabinin söz konusu olabilmesi için edimler arasında aşırı bir değer farkı olması, bu durumun sair tarafın müzayaka (darda kalma) veya hiffetinden veya tecrübesizliğinden yararlanılarak meydana getirilmiş bulunması gerekir.
Tacir olan banka BK.nun 21. maddesinde belirtilen hiffet veya tecrübesizlik hallerine dayanmazsa da müzayaka halinden istifade suretiyle meydana gelen edimler arasında açık bir nisbetsizlik bulunan hallerde akdi feshedilebilir (Karayalçın, Yaşar: Ticaret Hukuk 1.Ticari İşletme Ankara 1968 S.221; Başbuğ İrfan Borçlar Hukuku İzmir 1977 S.90). Davalı banka kararlaştırılan faiz oranını kısmen kabul edip ödeme yaptığına göre ödenmeyen kısım yönünden sözleşme ile bağlı olmadığını sair tarafa bildirmiş sayılır.
Bu halde mahkemece, davacı hesabına tahakkuk ettirilen gecelik faiz oranlarının, öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde (daha sonra TMSF'ye devir edilen bankalar hariç) sair banka ve aracı kurumların uyguladığı repo, ters repo ve gecelik faiz oranları araştırılarak aşırı olup olmadığı, sair bir anlatımla sözleşmedeki ivazlar arasında açık bir dengesizlik (objektif unsuru) bulunup bulunmadığı, şayet bir nispetsizlik varsa bunun bankanın aşırı oranda gecelik faizlerin uygulandığı dönemde içinde bulunduğu koşullara göre müzayaka halinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı (sübjektif unsur) ve yukarda açıklanan hususlar da gözetilerek banka kayıtları üzerinde, ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku konusunda uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulu ile inceleme yaptırılarak alınacak rapor doğrultusunda ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yukarda belirtilen yönler üzerinde durulmadan hazırlanan bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davalı birleşen davanın davacısı Bayındırbank yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı birleşen davanın davalısı Recep Aktaş vekilinin tüm, davalı-birleşen davanın davacısı Bayındırbank vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı-birleşen davanın davacısı yararına takdir edilen 375.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davacı-birleşen davanın davalısından alınarak davalı-birleşen davanın davacısına ödenmesine, 21.05.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlar ve onların değerlendirilmelerine göre yüce çoğunluğun bozma kararlarına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy