(818 S. K. m. 19, 20, 21)
Dava: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesabındaki parasını 01.03.2001 ile 19.3.2001 tarihleri arasında gecelik faiz işleminde değerlendirdiğini ve dönem sonunda tahakkuk eden faiz gelirinin hesabına işlenmesinden sonra davalı bankanın faiz düzeltmesi adı altında mevduat hesabının bir kısmına el koyduğunu bu işlemin usulsüz olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini, iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, bankanın ekonomik kriz nedeniyle mali yapısının bozulduğunu ve davacının bankanın müzayaka halinden yararlanmak suretiyle haksız kazanç elde etmek için üçüncü kişiler ile grup oluşturarak, bankaya para yatırdıklarını ve yüksek faiz talep ettiklerini ve muvazaalı işlem yaptıklarını beyan ederek davanın reddini istemiş, birleşen menfi tespit davası ile de borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacı bankanın davalı adına tahakkuk eden faiz gelirinden kesinti yapmasının hakkaniyete uygun bir davranış olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine, karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar: Uyuşmazlık, davalının savunmasına dayanak oluşturan gabin koşullarının somut olay açısından gerçekleşip gerçekleşmediği ve dolayısıyla davalı bankanın fazla faiz tahakkuk ettirildiği gerekçesiyle davacının hesabından kesinti yapıp yapamayacağı noktasında toplanmaktadır.
O halde, öncelikle gabinin tanımı ve koşullarına kısaca değinmekte fayda ve zorunluluk bulunmaktadır.
Borçlar Hukuku'nun ana ilkelerinden biri olan sözleşme serbestîsine BK'nın 19, 20 ve 21. maddeleri ile bir takım sınırlamalar getirilmiştir.
Gabin'i düzenleyen BK'nın 21. maddesinde Bir sözleşmede edimler arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde, eğer gabin zarara uğrayan tarafın müzayaka halinde bulunmasından veya iffetinden yahut tecrübesizliğinden yararlanmak suretiyle meydana getirilmiş ise, zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir. hükmü yer almaktadır. Madde hükmünden hareketle gabin'i şu şekilde tanımlayabiliriz.
Gabin, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisinin diğer tarafın müzayaka halinden (zor durumda, sıkıntı ve darlık içinde kalmasından), tecrübesizliğinden veya hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşırı bir menfaat elde etmesi, edimler arası bir dengesizlik yaratması demektir. (Burcu Kalkan, Türk Hukukunda Gabin, İst. Ocak 2004, s. 51)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.1.1973 tarihi ve 1971/1-1973/376 sayılı kararında aynen şunları söylemiştir. Gabin, dar ve zor durumda kalmalarından ötürü sözleşme yapmaya sürüklenmiş kişileri korumak ve zayıfı güçlüye ezdirmemek için daha çok sosyal amaçlarla kabul edilmiş bir müessesedir.
Görüldüğü gibi, gabinin bir objektif diğeri de sübjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır. Sözleşmenin edimleri arasındaki aşırı oransızlık objektif unsuru oluşturmakta, aşırı oransızlığın, karşı tarafın özel durumundan yani müzayaka hali veya hiffetinden ya da tecrübesizliğinden bilerek yararlanması sonucu doğması gerekir ki buna da sübjektif unsur denmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.2.1969 tarih ve 66/1 ve 263/90 sayılı kararlarında da açıkça belirtildiği gibi, Gabin vardır diyebilmek için objektif şartı ile sübjektif şart teşkil eden müzayaka veya hiffet veyahut tecrübesizlik hallerinden birinin dahi bulunması ve alıcının bu durumu bilmesi ve ondan faydalanması, diğer bir deyimle karşı tarafın durumunun istismar etmesi lazımdır. (Prof. Dr. Tolunay, Borçlar Hukuku Genel Hükümleri, İst. 1993, s. 463; Prof. Dr. F. N. Feyzioğlu, BK. Gen. Huk., İst 1976, C. 1, s. 259; Prof. Dr. F. Erem, BK. Gen. Hük., C. 1 s. 391; Prof. Dr. M. K. Oğuzman - Doç. Dr. Mr. Öz, BK. Gen. Huk. İst. 1995, s. 100.).
Davalı - karşı davacı banka cevap ve karşı dava dilekçesinde, davacı adına açılan ve 01.03.2001-19.3.2001 tarihleri arasında gecelik faiz işletilen hesabın, dava dışı İrfan Cengiz adlı kişiye ait olan hesabın on beş adet ayrı hesaba bölünerek ve davalı adına havale edilmek suretiyle oluşturulduğunu, bu şekilde oluşturulan hesabın fahiş faiz uygulaması nedeniyle muhtemel kesinti işlemine engel olmak için muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenle sözleşmenin gabin, ahlak ve hukuka aykırı olması nedenleriyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca davalı- karşı davacı bankanın müzayaka halinde bulunduğunu açıkça ileri sürerek davacı tarafa sözleşmede ön görülen faiz miktarının aşırı görülen kısmını ödememesi sözleşmeden dönme iradesini gösterir.
Bu durumda mahkemece, davacı hesabına tahakkuk ettirilen gecelik faiz oranlarının öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde (daha sonra TMSF ve devir olunan bankalar hariç) diğer banka ve aracı kurumların uyguladığı repo, ters repo ve gecelik faiz oranları araştırılarak aşırı olup olmadığı, diğer bir anlatımla sözleşmedeki ivazlar arasında açık bir dengesizlik (objektif unsur) bulunup, bulunmadığı, şayet bir nispetsizlik varsa bunun bankanın aşırı oranlarda gecelik faizlerin uygulandığı dönemde içerisinde bulunduğu koşullara göre müzayaka halinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı (sübjektif unsur) ve yukarıda açıklanan davalı savunmasındaki hususlarda gözetilerek banka kayıtları üzerinde, ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku konusunda uzman öğretim üyelerinden oluşacak bir bilirkişi kurulu ile inceleme yaptırılarak alınacak rapor doğrultusunda varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına bozulmasına, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.05.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy