(2918 S. K. m. 20) (818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Hande Ş. ile davalı vek. Av. Timurtaş Ö.'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten 2.2.1998 tarihinde 68.300 DEM ödeyerek 46 HH 564 plakalı tır çekicisini satın aldığını aracın teşvik kapsamında olması nedeniyle trafikte devrinin alınamadığını, Şubat 2002 yılında davalının devir ile ilgili işlemleri yapmak için aracı teslim aldığını fakat devrini vermediği gibi iade de etmediğini, ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacı ile aralarındaki ilişkinin satış ilişkisi değil kiralama olduğunu, söz konusu aracın davalıya aylığı 3000 DEM'den kiralandığını, ödemenin bu kira bedeli için yapıldığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, resmi şekilde yapılmayan araç satışının geçersiz olduğu ancak davacının araçtan temin ettiği menfaatin ödediği bedelden fazla olması nedeniyle artık ödediğini geriye talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Karayolları Trafik Kanununun 20.maddesine göre trafik sicilinde tescili bulunan araçların satış işlemlerinin resmi şekilde yapılması zorunlu olup, resmi şekilde yapılmamış olan satış işlemleri geçersizdir.
Geçersiz satış nedeniyle de alıcı ve satıcı aldıklarını, birbirlerine iade ile yükümlüdür. Hal böyle olunca aracın davalı tarafından alındığı gözetildiğinde, davalının da araç bedeli olarak aldığı parayı iadesi gerekir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmadığı gibi, davacı icra takibinde kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden aleyhine tazminata hükmedilmemek gerekirken, davalı lehine tazminata karar verilmesi de kabul şekli ile isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 400.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy