(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ile davalı banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, davalı Sadık Kuru'nun diğer davalı bankanın kredi servisi personeli ile işbirliği yaparak sahte kredi sözleşmeleri tanzim edip müvekkili şirketi borçlandırdığını kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı bankanın takibe geçip, takibin kesinleştiğini, kredi sözleşmesindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını bu konuda Cumhuriyet Savcılığına müracaat edildiği ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek müvekkillerinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili banka ile davacılar arasında kredi sözleşmeleri imzalandığını kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilip, takibe geçildiğini ve takibin kesinleştiğini, kredi sözleşmelerinin geçerli olduğunu öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata hükmedilmesini istemiş, diğer davalı Sadık Kurul da davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda 10.1.1998 tarihli taahhütnamedeki S. Kuru adına atılan imzanın bu davacının eli ürünü olmadığı, davacı borçlu şirket yönünden geçersiz olan sözleşmenin kefil diğer davacılar yönünden de geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacıların davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, davacıların tazminata ilişkin taleplerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ile davalı banka vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava ve takip (3) Kredi sözleşmesine dayalıdır. Davacı taraf ilk iki kredi sözleşmesindeki imzaları kabul etmiş, ancak 10.1.1998 tarihli kredi sözleşmesindeki imzaları kabul etmemiştir. Kabul edilmeyen kredi sözleşmesindeki imzaların ise davacı S. Kuru'ya ait olmadığı tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece davalı banka, defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı araştırılıp, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy