(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 237)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, borçlusu müvekkili olan 40.000 USD bedelli çekin davalı tarafça yıllık %10 faiz işletilerek takibe konulduğunu, takip neticesi müvekkilinden 6.027 USD faizin tahsil edildiğini, yıllık %4 olan faize karşılık gelen 2.410 USD düşüldükten sonra 3.167 USD'yi fazladan davacıya ödendiğini belirterek fazla tahsil edilen bu tutarın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre dövize uygulanacak faiziyle tahsil tarihindeki döviz kuru üzerinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre dövizle yapılan takiplerde alacağa devlet bankalarınca bir yıllık mevduata ödenen en yüksek faiz oranı üzerinden faiz istenebileceği, davacının haciz baskısı altında faizi ödediği, daha önceden Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın ihtirazı kayıt sayılacağı, takip sırasında Devlet bankalarına %4 oranında faiz uygulandığı, davalının haksız olarak zenginleştiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 3.516 USD'nin dava tarihinden itibaren devlet bankaları tarafından USD cinsinden açılmış bir yıllık mevduata ödenen en yüksek faiziyle birlikte ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk parası karşılığının davalıdan tahsiline, fazla isteğin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle bu davanın konusunun icraya ödenen fazla faizin tahsiline ilişkin olmasına, kesinleşmiş olan önceki menfi tespit davasının icra takibinden önce açılmış olmasına ve davanın konusunun bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespitine ilişkin olup o davada faiz ile ilgili inceleme yapılmadığı gibi o konuda hüküm de kurulmamış olmasına göre somut olay bakımından kesin hüküm bulunmadığı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik olmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 09.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy