(2004 S. K. m. 62, 67, 68, 72, 147) (4721 S. K. m. 887)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Asım E.Taylan gelmiş olup, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra takibine ipotek borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın çözümünde İİK.'nun 147/1 maddesinin yollamasıyla, aynı yasanın 62. maddesinden 72. maddesine kadar olan hükümler uygulanır.
Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte ödeme emrine borçlu tarafından süresi içinde icra dairesine itiraz edildiği takdirde takip durur. Bu durumda alacaklının önünde iki seçenek vardır. Alacaklı itirazın iptali için İİK.'nun 67. maddesine göre genel hükümler dairesinde yasal süresi içinde mahkemeye başvurabileceği gibi, elindeki belgeler İİK.'nun 68/1. maddesinde belirtilenlerden ise icra Tetkik Mercii Hakimliğine müracaat ile itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
İİK.'nun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davası yalnızca aynı yasanın 68. maddesinde belirtilen belgelere dayalı takiplere özgü olmayıp, her türlü ilamsız takiplere ilişkin olarak açılabilir. Bir başka anlatımla, takip öncesinde alacak miktarının kesin olarak bilinmesi gerekmez. Açılan itirazın iptali davasında alacaklının alacağını genel hükümlere göre kanıtlaması gerekir.
Somut olayda, davalının, dava dışı Bülent Ersoy'un acentalığının teminatını teşkil etmek üzere davacı lehine teminat ipoteği tesis ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, davacı ile davadışı acenta arasındaki ilişki konusunda uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığı ile incelenerek, davacının alacağı olup olmadığı belirlendikten sonra, MK.'nun 887. maddesi hükmü de göz önünde tutularak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken alacak miktarı belirlenmeden alacaklının icra takibi yapamayacağı gerekçesiyle davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 375.000.000.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy