(818 S. K. m. 179)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen alacak-menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı davacı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. G. Atalay gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait işletmenin işletilmesinin müvekkilince kiralandığını daha sonra 17.4.1997 tarihinde işletmenin devri konusunda anlaşıp 40.000 DEM lik ödemede bulunduklarını ve ödemenin teminatı olarak da bono aldıklarını ancak davalının işletme ruhsatını devretmediğini bunun üzerine akdin fesih edilerek bononun icra takibine konulduğunu ancak bononun teminat bonosu olması nedeniyle takibin iptal edildiğini iddia ederek masraflar ile birlikte toplam 44.000 DEM alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında işletmenin davacıya devredildiğini ancak ruhsatın kendi üzerlerinde kalmasının kararlaştırıldığını daha sonra davacının devir aldığı işletmeyi kendilerine geriye 35.000 DEM ye sattığını ve bedelin ödediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada Sabri Maraş davalının, 3.000 DEM bono ile takip yaptığını bunun 2.800 DEM banka havalesi 2.000 DEM elden ödendiğini iddia ederek bono ile borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davalı Hikmet Ceylan savunmasında ödemenin 40.000. DEM. lik işletme devrine ilişkin olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tarafların işyeri devri için yaptıkları anlaşmayı karşılıklı olarak Fesih ettiklerini davalının geriye aldığı işyeri için ödeme yaptığını kanıtlayamadığı ve birleşen davada takip konusu bonoya karşılık 2.500 DEM ödemede bulunulduğu gerekçesiyle asıl davada 40.000 DEM'nin davalıdan tahsiline birleşen davada davacının 2.500 DEM borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalıların işyerini 35.000 DEM ye devir aldığını kanıtlayamamış bulunmasına göre davalının birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının tümünün ve asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı geriye devraldığı işyeri için davacıya ödemede bulunduğunu belirterek dosyaya 1.4.1998 20.4.1998 ve 5.5.1998 tarihli çekleri ibraz etmiştir. Anılan çeklerde davalı ciranta davacı ise hamil durumunda olup çeklerden iki adedinin tahsil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece taraflar arasında başka ilişki bulunmadığından çekle yapılan ödemelerin devir bedeline karşılık yapıldığının kabulü ile alacaktan mahsubu gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının ve birleşen davalının tüm davalının asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 400,00.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy