(818 S. K. m. 494)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Ö. K. ile davalı vek. Av. S. G.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekilinin, müvekkili şirket ile dava dışı, "B. Ticaret - M. A." arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının 8.11.1999 tarihli "taahhütname" ile adı geçen şirketin borçlarına müteselsil kefil olduğunu, borçlu şirketin verdiği 135.315.026.691.- TL tutarındaki bonoların ödenmemesi üzerine "taahhütnameye dayalı olarak kefil davalı hakkında alacağın tahsili için icra takibi yapıldığını davalının takibe itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında "taahhütname"sinin limit ve tarih kısmının boş olarak 1997 yılında verildiğini, davacının boş kısımları sonradan doldurduğunu bu nedenle kefaletin geçersiz olduğunu" beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece matbu olarak bazı kısımları boş düzenlenmiş olan taahhütnamenin bu boş kısımlarının sonradan doldurulduğu, davacının alacağın muaccel olmasında BK.nun 494/1. maddesi uyarınca 1 ay içinde takip yapmadığı bu nedenle kefile müracaat edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davalının imzasını taşıyan 8.11.1999 tarihli "müşterek borçluluk ve müşterek müteselsil kefalet" başlıklı taahhütnamedeki kefalet limiti ve düzenlenme tarihinin farklı bir kalem ile yapıldığı anlaşılmakla birlikte bu yazılımın sonradan eklendiği hususu kanıtlanamamış olup kefalet geçerlidir.
Öte yandan BK.nun 494/1. maddesi hükmü adi kefalete ilişkin olup müteselsil kefalette uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeden delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 400.00.- YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy