(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, (karşı davalı) müvekkilinin muhtelif tarihli çeklere dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yaptığını altı aylık süre içinde işlem yapılmadığından davalının icra hakimliğine başvurarak icranın geri bırakılması kararı aldığını, bunun üzerine müvekkilinin alacağın tahsili için ilamsız icra yolu ile takibe giriştiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, (karşı davacı) davacının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile giriştiği takibin derdest olduğunu, ikinci takibin haksız bulunduğunu, davacının temel ilişkiye dayanamayacağını, mahkemenin sadece çeke ilişkin zamanaşımı süresinin geçip geçmediğini incelemekle yükümlü olduğunu, davacının çeklere yönelik ödemeleri düşmeden, takibe giriştiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. Karşılık davada ise, takip konusu çeklere yönelik müvekkilinin 5.200.000.000.TL ödeme yaptığını ileri sürerek bu miktar üzerinden müvekkilinin borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının takibi ilamsız icra yolu ile yaptığı ve davalının çeklere yönelik kısmi ödeme bulunduğunu kabul etmesi nedeniyle, itirazın iptaline, takibin devamına, karşı davanın kabulü ile davalının (karşı davacının) 5.200.000.000.TL borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı yan, çekler nedeniyle alacaklı olduğunu iddia ederken davalı taraf davacının yapmış olduğu ödemeleri düşmeden takip yaptığını bildirerek karşı dava olarak da menfi tesbit davası açmıştır.
Davacı şirketin alacağına istinaden yapmış olduğu takibe konu vaki itiraz üzerine, açılan itirazın iptali davasında borçlu davalı şirketin yapmış olduğu ödemeleri savunma olarak ileri sürmesi ve buna göre tarafların haklılık durumu belirlenip bir karar verilmesi mümkündür. Bu nedenle itirazın iptali davası açıldıktan sonra menfi tesbit davası açmasında davalı borçlunun hukuki yararı bulunmadığının gözetilmemesi doğru olmadığı gibi, itirazın iptali davasının sonuçlandırılmasında davalı borçlunun ödemeleri düşülerek davacı alacağının saptanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin de göz ardı edilmesi doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy