(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı banka ile süresi içinde davacı şirket vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankadan kredi kullandığını ve kullandığı kredinin teminatını teşkil etmek üzere de davalı bankaya 40.000.000.000.TL tutarında bono verdiğini, ayrıca davalı bankaya taşınmazını satıp binayı restore etmesi nedeniyle de restorasyon bedelinden dolayı alacaklı olduğu ve bu alacağına ilişkin olarak 21.12.1999 tarihli faturayı davalı bankaya verdiğini, davalının kredi alacağını, müvekkiline olan borcuna mahsup etmesi gerekirken bu işlemi yapmayarak müvekkilinin kredi borcuna haksız faiz uygulayarak yükseltip daha sonra da teminat bonosunu icra takibine koyduğunu iddia ederek, davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka savunmasında, davacıdan arsa satın aldıklarını, binayı kendilerinin yaptıklarını, arsa bedelini ödediklerini, davacının kendilerinde 797.616.663.TL yaptığı işten dolayı alacağı bulunduğunu, bunun dışındaki tüm harcamaları kendilerinin yaptığını bu nedenle 21.12.1999 tarihli faturada belirtilen miktarın doğruyu yansıtmadığını ve itiraz edildiğini beyan ederek davacının borçlu olduğunu, borcunu kat ihtarına rağmen ödemediğini, davanın reddini istemiş, karşı davası ile de alacağın tespiti ile dava tarihinden itibaren tahsilini talep dava etmiştir.
Mahkemece davacının davalı banka nezdinde 797.616.663.TL alacağı bulunduğu anlaşıldığından, davalı bankanın davacıya 2001/12185 sayılı takip dosyası nedeniyle 797.616.663.TL borçlu bulunduğunun tespitine, davacı bankanın başlatmış olduğu takip kesinleşmiş bulunduğundan alacağın tespiti davası açmakta hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle de karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyize cevapla birlikte temyiz eden davalı-karşı davacı Tekstilbank A.Ş'ye mahkeme kararı ve temyiz dilekçesi 13.10.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 1.11.2004 tarihinde verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı-karşı davacı Tekstilbank A.Ş. vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2- Davacının temyizine gelince;
Hükme esas alınan bilirkişi raporu, yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Davacı iddiasında, 21.12.1999 tarihli faturadan doğan alacağının aynı tarihte kredi borcuna mahsup edilmesi gerektiğini ve buna göre banka alacağının tespitini istemiştir. Bu durumda, öncelikle davacının anılan fatura yönünden ne miktar alacaklı olduğunun konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu belirlenmesi ve belirlenen bu alacağın fatura tarihindeki bankanın kredi alacağına mahsup edilerek, bankanın kredi alacağının tespiti ve daha sonra takip tarihi itibariyle banka alacağının sözleşme hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru olmadığı gibi, harcı ikmal edilerek açılan karşı dava reddolunduğu halde, karşı davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi de kabul şekli ile isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde yapılmadığından reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.4.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy