(2004 S. K. m. 72, 145) (818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da REDDİNE yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı Cahit Kaya ile vek. Av. Nilgün Erol ve davalı vek. Av. Sevgi Güven'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden Cahit Kaya ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine diğer davacı Ali Kaya'nın kefalet verdiğini ve ayrıca da teminat olmak üzere bankaya bono tevdi ettiklerini, bankaya herhangi bir kredi borçları bulunmamasına rağmen, bankanın teminat bonosunu icra takibine koyduğunu iddia ederek borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise, kullanılacak kredinin teminatı olarak davacı Nilgün Kaya'nın ipotek tesis ettiğini, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığını ileri sürerek borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.
Davalı savunmasında, davacı Cahit Kaya'nın kullandığı krediyi geriye ödemediğini bu nedenle teminatların paraya çevrilmesi yolu ile icra takiplerinin tahsilde mükerrerlik olmamak kaydı ile yapıldığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının kullandığı krediyi geri ödemede temerrüde düştüğü gerekçeleriyle davanın ve birleşen davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacılar Cahit Kaya ve Nilgün Kaya vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Karar başlığında birleşen davanın davacısı Nilgün Kaya'nın adının yazılmamış olması HUMK.459. maddesi uyarınca mahkemece de düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Davacı Cahit Kaya, davalı bankadan çektiği krediyi daha sonra hesaba geri yatırılmak üzere banka müdürü Mürsel Horozoğlu'na bıraktığını, ancak adı geçen banka müdürünün bırakılan parayı kredi hesabına yatırmak yerine, talimatına aykırı olarak dava dışı üçüncü kişilerin hesabına geçirdiğini bu nedenle kredinin kapatılmış olduğunun kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacının şikâyeti üzerine davalı bankanın müdür yardımcısı olan Mürsel Horozoğlu aleyhinde Fethiye Asliye Ceza Mahkemesinde açılan 1997/1391 esas sayılı ceza davasında sanık Mürsel Horozoğlu'nun müştekinin bıraktığı para ile kredi hesabını kapatması gerekirken onun bilgi ve talimatı dışında elinde bulunan müşteki tarafından imzalanmış boş dekontları kullanarak Arif Arıcan ve Mustafa Çoban hesaplarına aktardığı, bu suretle hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçunun işlenildiği anlaşıldığından TCK. nun 510 ve 522 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm 11.C.D 2.10.2000 tarih, 4119-4071 sayılı ilamı ile onanmıştır.
BK.nun 53. maddesi uyarınca ceza mahkemesince saptanan maddi vakıalar hukuk hakimini de bağlar.
Bu durumda mahkemece davacının kredi hesabına yönelik olarak ödemede bulunduğu kabul edilip banka alacağının ödeme de dikkate alınarak hesaplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacılar Cahit Kaya ve Nilgün Kaya yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 400.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacılara ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy