(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 169)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalı tarafından müvekkilinin kocasına kefil olarak imzaladığı senede dayanılarak icra takibine girişildiğini, oysa kadının kocasına hakim izni ile kefil olabileceğini, bu şartın gerçekleşmediğini belirterek borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, davacının müşteki sıfatıyla Asliye Ceza Mahkemesindeki beyanı toplanan delillere göre sabit olmayan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Medeni Yasanın 169. maddesinde Koca yararına olarak kadın tarafından 3.kişilere karşı yüklenilen borçların geçerliliği için sulh hakiminin onayının aranacağı öngörülmüştür. Açıklanan bu madde gereğince sulh hakiminin onayı alınmadan koca lehine borç altına girilemeyeceği gözönünde tutulmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken senedin tanzim tarihi ve anılan kanun hükümü gözardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 15.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy