(818 S. K. m. 31, 41, 96, 194) (3226 S. K. m. 8, 17, 26)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiş. Belli günde davacılar vek. Av. Cevdet Yavuz ile davalılardan Halk Finans Kiralama A.Ş. vek. Av. Veysel Karahan ile Av. Halis Çıtır gelmiş diğer davalı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı Halk Finansal Kiralama A.Ş. arasında 6.6.1997 tarihli Finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını ve proforma fatura konusu emtianın edinildiğini, diğer müvekkilinin de sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını ve ipotek verdiğini, zaman içerisinde birçok kez sözleşmede tadilatlar yapıldığını son olarak 30.9.2002 tarihinde imzalanan taahhütname ve protokol ile bakiye 806.000 EURO borcun ödeme şeklinin kararlaştırıldığını, sözleşme yapılırken gerekli incelemeyi yapamayan müvekkillerinin FKK.nun 8. maddesi gereğince sözleşmenin davacının yerleşim yeri noterliğinde özel sicile tescili zorunluluğu bulunduğunu öğrendiğini, tescilin geçerlilik koşulu olduğunun geçersiz sözleşmenin tarafları borç altına sokmayacağını diğer yandan FKK.nun 17. maddesi uyarınca kiralama konusu malın sözleşme süresince sigorta ettirme borcunu davalının yerine getirmediğini, bununda sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkilinin kiralama konusu malı sigorta ettirme çabasına girdiğinden ekspertiz raporu ile makinaların 1993 model değil 1980 model olduğunu öğrenildiğini, ortada irade sakatlıklarından hilenin varlığının söz konusu olduğunu, bunun ayrıca BK.nun 41. madde anlamında haksız fiil teşkil ettiğini belirterek tescil işlemi yapılmadığından sözleşmenin geçersizliğinin tesbitini, bu mümkün görülmesi ise hileye dayalı iptal hakkının kullanılarak sözleşmenin ortadan kalktığının tesbitini, tarafların aldıklarını iade etmesini, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere şimdilik 100.000 EURO ödeminin iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar Halk Finansal Kiralama A.Ş. vekili; Davanın hata ve hileye dayandırıldığını, sözleşmenin imzalanması ve malın tesliminden itibaren 6 yıldan daha uzun bir zaman geçtiğinden BK.nun 31 ve 41. maddeleri gereği davanın zamanaşımından reddi gerektiğini 30.9.2002 tarihli protokol ile bakiye 806.000 EURO borcun varlığının kabul edilerek 6 ay içinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu sürenin bitimine 10 gün kala bu davanın açıldığını, satıcının bulunması, malın kontrolü ve bedelin tesbitinin Ertuğrul Akbay ve oğlu tarafından yapıldığını, 6.6.1997 tarihli taahhütnamenin bunu gösterildiğini, davacının tescile yönelik iddiasının doğru olmadığını, tescil işleminin yapıldığını, makinanın 1997, 1999 ve 2000 yıllarında davacılar tarafından sigorta ettirildiğini ve hatta hasar bedelinin davacılar tarafından tahsil edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Hilmi Cansever de hakkında açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre Beyoğlu 19.Noterliğinin 17.6.2003 tarihli yazısından sözleşmenin tescil edilmiş olduğunun anlaşılmasına süresinde makinaların sigorta ettirildiğinin dosya içindeki yazı ve sigorta poliçeleri içeriğinden belli olmasına, davacıların proforma faturada yazılı 1993 model makine yerine 1980 model makine verildiği bu nedenle semenden tenzil yada sözleşmenin feshi talebine gelince; davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı 6 yıl makinayı kullanan davacının böyle bir taleple ortaya çıkmasının objektif iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı gerekçesi ile Halk Finansal Kiralama A.Ş. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalının acente olduğu davacılar tarafından kanıtlanamadığından Eyüp Hilmi Cansever hakkında açılan davanın da pasif husumetten reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacılar ile davalı Finansal Kiralama Şirketi arasında, imzalanan 6.6.1997 tarihli finansal kiralama sözleşmesinin Beyoğlu 19. Noterliğinin tescil defterine 951 sıra sayısı ile tescil edildiğinin anlaşılmasına, Finansal Kiralama Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca sözleşme konusu makinanın kiralayan tarafından sigorta ettirilmesinin sözleşmenin geçerlilik koşulu olmadığı gibi, makinalar ile ilgili sigorta poliçeleri düzenlendiği ve oluşan hasar nedeni ile sigorta tarafından ödeme de yapıldığının anlaşılmasına, göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı Finansal Kiralama şirketi ile davacılar arasında bağıtlanan 6.6.1997 tarihli Finansal Kiralama sözleşmesi gereğince kiralanan makinaların davacılar tarafından kullanılmakta olduğu çekişmesizdir.
Uyuşmazlık satıcı tarafından düzenlenen 28.6.1997 tarihli proforma faturada 1993 model olarak gösterilen makinaların yaptırılan ekspertiz incelemesinde 1980 model olduğunun anlaşılması nedeniyle sözleşmenin feshi, verilenin iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde bedelden tenzilat ile fazla ödemenin istirdatı isteminden kaynaklanmaktadır.
FKK.'da kiralayanın ayıba karşı tekeffülünü düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak aynı yasanın 26. maddesinde Bu kanunda hüküm olmayan hallerde Borçlar Kanunu genel hükümlerinin, sözleşmenin niteliğine uygun düştükleri oranda ise özel hükümlerinin uygulanacağı vurgulanmıştır.
Doktrinde ve uygulamada kural olarak malın tesliminde kiralayanın tekeffül borcu olduğu kabul edilmektedir.
Somut olayda nev'an tayin edilmiş bir malın Finansal Kiralama yolu ile kiralanması hali söz konusudur.
Davacılar 1993 model makine yerine 1980 model makine teslim edildiğini, bir başka anlatımla doktrinde aliud teslim olarak tanımlanan satın alınandan başka bir şeyin teslim edildiğini iddia etmişlerdir. Ayıplı mal teslimi ile sözleşme konusu şeyden başka bir şeyin teslimini birbirinden ayırmak gerekir. Bu ayrımın önemi uygulanacak olan kanun hükümleri ve meydana çıkacak hukuki sonuçlarında kendini gösterir. Doktrinde ve yerleşik yargı kararlarında satılan şeyin ayıplı olduğu bir başka anlatımla ifanın ayıplı olarak değerlendirildiği durumlarda BK.nun 194. madde hükmünün, aliud teslim söz konusu ise BK.nun 96. maddesi hükmünün uygulanacağı kabul edilmektedir.
Bu durumda uyuşmazlığın çözümünde öncelikle davacıların finansal kiralama konusu makinaları görerek satın alıp almadığı, yani davacıların gördüğü ve belirlediği makinaların davacılara teslim edilip edilmediğinin saptanması gerekir. Eğer davacılar makinaları görüp belirleyip bu makinaların finansal kiralama yolu ile kiralanması için davalıya başvurmuş ve davacıların görüp belirledikleri makinalar davacılara teslim edilmiş ise aliud teslimden değil ayıplı ifadan söz edilir ve TTK ve BK.nun ayıba ilişkin hükümleri uygulanır.
Aksi halde davacıların malı görüp belirlemeden proforma faturada yazılı nitelikte malı finansal kiralama yoluna gitmişlerse 1993 model makine yerine 1980 model makine teslimi sözleşmeye uygun ifa etmeme (aliud teslim) halini oluşturur. (Zarife Şenocak BK.nun 96 vd.194.vd maddeleri açısından aliudun (başka şeyin) teslimi, Banka Ticaret Hukuku Dergisi Haziran 1989 cilt 15 sayı 1 sh 131-135, İsmail Doğanay Ticari Alım-Satım Akti ve Nevileri Ankara 1993 sh.100-105)
Hal böyle olunca dava konusu uyuşmazlıkta ayıplı mal teslimi mi yoksa aliud teslimi mi olduğu konusunda taraf delilleri toplanarak, özellikle davalının, davacı tarafından malın bizzat görülüp belirlenerek finansal kiralama sözleşmesine konu edildiğine ilişkin savunmada sözünü ettiği 6.6.1997 tarihli ibranamede değinilen 10.3.1997 tarihli 97.1.1030 nolu satış sözleşmesinin de ibrazı sağlanarak yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacılar yararına takdir edilen 375.000.000. TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy