(1086 S. K. m. 17) (2675 S. K. m. 27, 43)
Dava: Taraflar arasındaki tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 14.11.1997 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca davalının aldığı elektrik enerjisinin bedelini ödemediğini, Moskova Uluslararası Hakem mahkemesine yapılan müracaat sonucunda alacağın karar altına alındığını, davalının karara itiraz etmediğini ileri sürerek hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece davalı şirketin ikametgahının İngiltere de olduğu, şubenin bulunduğu yerden tenfiz istenemeyeceği, şubenin taraf ehliyeti bulunmadığı, HUMK.'nun 17. maddesine göre şubenin bulunduğu yerde dava açılabilirse de uyuşmazlık şubenin işleminden kaynaklanmadığından tenfizle ilgili davanın Türk Mahkemelerinin yetkisine girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı Moskova Uluslararası Hakem Mahkemesince verilen kararın tenfizini davalı şirketin Türkiye'deki şubesinin bulunduğu yerdeki Ticaret Mahkemesinden istemiştir.
HUMK.'nun 17. maddesine göre ortaklıkların veya şirketlerin şubelerinin yapmış olduğu işlemlerden dolayı iflas davası hariç açılacak davalarda şubenin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Milletlerarası özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 27. maddesi gereğince HUMK.'nun 17.maddesi yabancılık unsurunu taşıyan davalarda da uygulanacaktır. Ecnebi Anonim şirket ve sermayesi Eshama Münkasim şirketlerle Ecnebi Sigorta Şirketleri Hakkında Kanunu Muvakkatın 10. maddesine göre iş bu kanuna tevfikan şube veya acentehane tesis olunan mahaller, mensup oldukları her ecnebi Anonim veya sermayesi eshame münkasm (bölünmüş) şirketler için kanuni ikametgah olup, bu mahallerdeki mahkemeler şirketin ihtilaflarının mercii rüyetidir. Görüldüğü gibi anılan hükümle yabancı anonim şirket veya sermayesi paylara bölünmüş şirketlerin Türkiye'deki şubelerinin bulunduğu yerde dava açılmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Diğer taraftan 2675 sayılı MÖHUK'nun 43.maddesine göre yabancı hakem kararlarının tenfizi yönünden yazılı olarak kararlaştırılan bir yerin olmaması halinde aleyhine karar verilen tarafın Türkiye'deki ikametgahı yoksa sakin olduğu, bu da yoksa icraya konu edilebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.
Bu koşulların olmaması halinde Türk Mahkemeleri o yabancı hakem kararlarının tenfizi için Milletlerarası yetkiye sahip değildir. Ancak yetki itirazı ilk itirazdan olup, tenfiz talebi hakkında yetkisizlik kararı verilebilmesi için karşı tarafın yetki itirazında bulunması gerekir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeler Usulü C.VI 2001 S. 6210; Akıncı Ziya Milletlerarası Tahkim Ankara 2003 S. 256) Mahkemece bu yönler gözetilmeden yetkisizlik kararı verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy