(818 S. K. m. 167)
Dava: Davacılar vekili, davalılardan A. O.'nun 1.400.000.000 TL ve 400.000.000 TL bedelli senetlerden dolayı müvekkilleri aleyhine icra takibine geçtiğini, müvekkili S. Ö. tarafından 3.3.1999 tarihli ibraname karşılığı davalı A. O.'ya 2.100.000.000 TL ödemede bulunduğunu, ibranameye rağmen davalının kötü niyetli olarak tüm alacağını diğer davalıya temlik ettiğini bu nedenle takibin devam ettiğini ileri sürerek, müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, ödemeye ilişkin ibraname başlıklı belge içeriğinin doğru olmadığını, sadece 100.000.000 TL ödeme yapılmasına rağmen 100.000.000 TL önüne 2 rakamının ve diğer yazıların sonradan eklendiğini davacı S.Ö.'nün kötü niyetli olup, bilahare alacaklı A'ya zorla protokol imzalattığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece 7.8.2002 tarihli Adli Tıp raporu ile 3.3.1999 günlü belgedeki imzanın A. O. eli ürünü olduğu, meblağı gösterir rakamların başında bulunan 2 rakamının belgeye sonradan ilave edildiğini gösterir nitelikte bir fiziksel bulgu saptanamadığının belirlendiği, senet bedellerinin belge karşılığı ödendiği gerekçesiyle davacıların davalılara 2.100.000.000 TL borçlarının bulunmadığının tespitine, maddi giderim isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Karar: Mahkemece hükme esas alınan ibranamede davalının takip konusu icra dosyasından dolayı hiçbir alacağı kalmadığını belirttiği gözetilerek davanın tamamen kabulü gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan davalı A. U.'nun icra takibindeki alacağı diğer davalıdan temlik yoluyla devredildiği anlaşılmaktadır. BK'nın 167. maddesine göre temlik edene karşı ileri sürülen defiler temlik alana karşı da ileri sürülebilir. Mahkeme kararı gerekçesinde de davalı Adnan Oruç'un ödemeye rağmen kötü niyetle alacağı temlik ettiği, temlik alacaklısının iyi niyet iddiasının yeterli ve inandırıcı biçimde kanıtlanamadığı kabul edilmiştir. Bu durumda mahkemece takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kabul edilerek, davacı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken gerekçe ile çelişkiye düşülerek bu yöndeki talebin reddi de isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy