(1086 S. K. m. 284) (818 S. K. m. 100)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. Korhan Engindeniz gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalı aracı kurum nezdinde menkul kıymet alım satım yapmak üzere hesapları bulunduğunu, müvekkilinin Almanya'da ikamet etmesi nedeniyle alım-satım emirlerini telefon ile verdiğini, 13.1.2000 tarihine kadar portföyünde bu şekilde işlem yaptığını, bu tarihten sonra hiçbir alım-satım emri vermemesine rağmen 5.3.2000 tarihine kadar hesabında usulsüz işlemler yapıldığını tespit ettiğini, İMKB ye yapılan başvurudan bir sonuç alınamadığını iddia ederek 13.1.2000 ile 5.3.2000 tarihleri arasında yapılan usulsüz işlemler nedeniyle uğranılan zarara karşılık 15.000.000.000. TL. tazminatın fazlaya dair haklar saklı kalarak davalı aracı kurumdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında davacının da kabulünde olduğu üzere alım-satım emirlerinin yurt dışında telefon ile verildiğini, borsanın 13.1.2000 tarihinden sonra düşmeye başlaması nedeniyle davacının böyle bir yola başvurduğunu, aracı kurum telefon kayıtları incelendiğinde 13.1.2000 tarihinden sonra alım-satım emri verildiği ve portföyün mevcut durumundan haberdar olduğunun anlaşılacağını, İMKB'ya yapılan şikayetin edimlerin yasa ve yönetmeliğe uygun olması nedeniyle red olunduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının yurt dışında ikamet ettiği alım-satım emirlerini her ne kadar telefon ile vermekte ise de, anılan dönemde mevcut işlemlerin telefon emri ile verilmesinin mümkün olmadığını, aracı kurum personelinin yaptığı usulsüz alım-satım sonucu uğranılan zarardan aracı kurumun sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda talep ile bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının alım-satım emirlerini yurt dışından telefon ile verdiği ve bu emirlerin İMKB yönetmeliği ve SPK tebliğlerine uygun şekilde yazılı emir şekline dönüştürmediğinde yanlar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı yan 13.1.2000 tarihinden sonra telefon ile alım-satım emri vermediğini bu tarihten sonra portföyünde yapılan işlemlerden haberdar olmadığını ileri sürmektedir.
Davacının, davalı aracı kurum nezdinde 24.9.1999 tarihinde hesap açmış ve hesabın açıldığı tarihteki portföy değerinin 58.385.996.933. TL, 13.1.2000 tarihinde 162.765.262.080. TL. hesabın kapatıldığı 20.3.2000 tarihinde 106.421.869.542. TL. olduğu SPK incelemesinden anlaşılmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı yatırımcının yazılı talimatı bulunmadan (13.1.2000-3.3.2000) tarihleri arasında yapılan işlemlerin yasa ve tebliğlere aykırı olduğu kabul edilerek, portföyde 3.3.2000 tarihi itibariyle meydana gelen eksiklikten davalı aracı kurum sorumlu tutulmuştur. Yine anılan rapor ile davalı tarafından dosyaya ibraz olunan telefon görüşmelerinin 31.1.2000 tarihli olanının çözümünde, yanlar arasında bir miktar paranın portföy hesabına geçip geçmediğinin konuşulduğu ve bu paranın portföyde bulunan Erciyas Bira hisse senetlerinin satışından kaynaklandığı ve portföy hesabına geçtiği bildirilmektedir.
Mahkemece bilirkişi tarafından yapılan bu tespitin alım-satım işlemlerine icazet niteliğinde olmadığı kabul edilmiş ise de, davalı, bilirkişi raporu, dosyaya sunulan telefon görüşme kayıtları ve 31.1.2000 tarihli görüşmenin alım-satım işlemlerine icazet anlamına geldiğini ve davacının hesabındaki işlemlerden haberdar olduğunu belirterek itiraz etmiş ve İMKB incelemesinde de bu hususun tartışıldığını ve aracı kurumunun sorumlu olmadığının tespit edildiğini belirtip yeni bir rapor alınmasını talep etmiştir.
Bu durumda mahkemece somut olay dikkate alınarak, davalı tarafın itirazlarını da cevaplandıracak şekilde konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınıp, varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 375.000.000. TL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy