(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 284) (3095 S. K. m. 1) (YHGK 07.04.2004 T. 2004/3-203 E. 2004/213 K.)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında GSM abonelik sözleşmesi akdedildiğini, davalının düzenlenen fatura bedellerini ödemediğini, bu nedenle hakkında icra takibi yapıldığını, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, faturaların müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini, takip tarihi itibariyle temerrüt gerçekleştiğini reeskont faizi uygulanması gerektiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3.15 maddesinde abonenin sözleşmede belirtilen adresine yapılacak her türlü tebligatın alındı kaydı olmaksızın kendisine yapılmış sayılacağının ve aynı sözleşmenin 8. maddesinde abonenin mali yükümlülüklerini zamanında ve tam yerine getirmemesi hallerinde sözleşmenin süresinden önce hiçbir ihtara ve ihbara gerek kalmaksızın tek taraflı feshedilebileceğinin kararlaştırılmış olmasına, GSM abonelik taahhütnamesinin 5 ve 6. maddeleri hükümlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasında bağıtlanan GSM abonelik sözleşmesinde faturanın zamanında ödenmemesi halinde gecikme faiz oranı açıkça gösterilmeyip bu hususu belirleme yetkisi davacı şirkete bırakılmıştır.
Sözleşmede taraflardan birinin tek taraflı yetkisine bırakılan bu konuda, davacı şirketin objektif iyiniyet kuralları çerçevesinde ve makul bir faiz oranını belirleme yükümlüğünün bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu bağlamda ülkemizde kendi abonelerine aynı hizmeti veren dava dışı bazı şirketlerin benzer durumlarda uyguladıkları faiz oranları (davacı şirketi bağlamaz ise de) davacının talep ettiği aylık faiz oranının objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde ölçüt olarak kabul edilmelidir.
Somut olayda, sözleşmede faiz oranı açıkça gösterilmemekle birlikte bu hususu belirleme yetkisi davacı şirkete bırakıldığından 3095 sayılı yasa hükümlerinin uygulama yeri yoktur. (Bkz. YHGK'nun 7.4.2004 tarih, 2004/3-203 E. 2004/213 K.say. kar.)
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece objektif iyiniyet ve hakkaniyet kuralları çerçevesinde uygulanabilecek faiz oranı konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan dosyaya örneği sunulan GSM abonelik taahhütnamesinin 5. maddesinde, fatura ödemelerinin yapılmaması nedeniyle aboneliğin iptali halinde, iptal tarihine kadar birikmiş tüm borçların yanı sıra cezai şart olarak iptal edilen her bir abonelik için aboneye verilen cihazların maliyet bedelleri toplamının tamamı hiç bir ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın derhal nakden ve defaten ödeneceği taahhüt edilmiştir.
Davalı abonenin davaya konu fatura bedellerini ödememesi nedeniyle GSM abonelik sözleşmesinin 8. maddesi uyarınca sözleşmenin sona erdirildiği ve aboneliğin iptal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda anılan taahhütnamenin 5. maddesinde öngörülen cezai şartın istenebileceği kuşkusuzdur.
21.10.2003 tarihli bilirkişi ek raporunda dava konusu cep telefonunun bedeli 119.200.000.TL olarak gösterilmiştir. Yukarıda sözü edilen taahhütnamenin 5. maddesinde aboneye verilen cihazların maliyet bedelinin cezai şart olarak ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Gerek bilirkişi raporunda gerekse yerel mahkeme hükmünde maliyet bedelinin ne şekilde hesaplandığı konusunda açıklık bulunmamaktadır.
Mahkemece bu yönler üzerinde durularak bilirkişiden anılan taahhütname hükmü de gözetilmek suretiyle Yargıtay denetimine elverişli ek rapor alınıp uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy