(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki alacak-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. S. A. Baş, vek. Av. S. Oktar ile davalı banka vek. Av. A. Yeleken'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul'da ikamet edip, ticaretle uğraştığını, müvekkilinin kardeşleri R. Yücesan, C. Yücesan ve K. Yücesan'ın ortak oldukları Y. Turizm İnşaat Tic. A.Ş.nin davalılardan İ. Şahin'in şube müdürü olduğu, diğer davalı Halk Bankasından almış oldukları teminat mektupları bedelleri kadar borçlandıklarını, borcun zamanında ödenmemesi üzerine davalı bankanın takip yaparak teminat olarak verilmiş bulunan ipotekli gayrimenkul ve üzerindeki tesislerin icra marifetiyle paraya çevrilerek alacağın tahsiline giriştiğini, ancak talipli çıkmadığı için satışın ve alacağın tahsilinin gerçekleşmediğini, bu aşamada davalı banka şube müdürünün devreye girerek müvekkili ile temasa geçtiğini ve alacağın tahsilatı ile ilgili olarak yardımcı olmasını istediğini, müvekkilinin hiçbir zorunluluğu olmamasına rağmen hulus ve saffet içerisinde bu borcun sona erdirilmesi için iyi niyetle yardımcı olmak için davalı müdürü makamında ziyaret ettiğini ve asıl alacak ve faizden bir miktar indirim yapılması halinde 17.000.000.000.-TL. ödeme yaparak borcu sona erdirmek ve hesabı kapatmak istediğini bildirdiğini, davalı müdürün isteği üzerine de 10.8.2001 tarihli dilekçeyi verdiğini, nihayet davalı müdürün Eylül 2001 tarihinde müvekkilini arayarak Bölge Müdürlüğünden cevap geldiğini, 18.000.000.000.-TL. olarak ödenmesi halinde hesabın kapatılarak haciz ve ipoteklerin kaldırılacağını bildirdiğini, davacının davalı banka müdürünün bu sözüne güvenerek, 19.10.2001 tarihinde tahsil edilen çekle borcu ödediğini, ancak buna rağmen davalıların borcu sona erdirmediklerini, davalı banka müdürünün müvekkiline kardeşlerinin kendisini çok kez aldattığını, kendisinin de müvekkilini bir kez aldatmasından bir şeyin çıkmayacağını söylemek suretiyle hile yaptığını, müvekkilini aldattığını tanıklar huzurunda söylediğini, davalı banka müdürünün müvekkilinin hulus ve saffetinden istifade ederek ve kullandığı hile ve sanialarla onu aldatarak suç işlemek suretiyle temsil ettiği diğer davalı bankaya haksız çıkar sağladığını, oysaki müvekkilinin üçüncü şahıs olarak borcun sona erdirilerek hesabın kapatılması ve teminatlar üzerindeki takyitlerin kaldırılması şartına bağlı olarak ifa teklifinde bulunduğunu, davalıların bu teklife olumlu cevap verdiklerini ve sözleşmenin kurulduğunu, sözleşmenin sıhhatine güvenen müvekkilinin kendisine düşen edimi iyi niyetle yerine getirdiğini belirterek söz konusu davalı bankaya teminat mektubu kullandırılmasından doğan gayrı nakdi kredi hesabı borcunun muayyen bir meblağ ödenmesi suretiyle sona erdirilmesine ilişkin sözleşmenin kurulduğuna ve müvekkilinin kendi edimini yerine getirmiş olduğu ile borcun ödeme ile sona erdiğinin tespitine, aksi halde müvekkilinin aldatılmak suretiyle iyi niyeti suiistimal edilerek kendisine yaptırılan ödemenin öncelikle borca aykırılık, ayrıca haksız fiil ve nihayet sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 9.10.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte borçlulardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davacının kredi kullandırılan şirketin ortağı olduğunu kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu şirkete ve ortaklarına ihtarname keşide edilip takip yapıldığını, davacının kardeşlerinin temerrüdünün iki yıldır devam ettiğini, davacının ipotek borçlusu olduğunu, davacının kredi borcunu ödemek istemesinin asıl amacının ortağı bulunduğu şirkete ait taşınmaz üzerindeki banka ipoteğinin kaldırılmasını temin etmeye yönelik olduğunu Borçlar Kanunu'na göre davacının borcu üstlenmiş olduğunu, tahsil edilen çek bedelinin borca mahsup edildiğini, davacının davalı banka müdürü hakkındaki suçlamalarının yersiz olduğunu, tacir olan davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, çekin şarta bağlanamayacağını, yine çekin rehin cirosu ile verilmesinin de mümkün olmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı İlhan Şahin, davacının kardeşleri ile hiçbir bağı bulunmadığı iddiasının yerinde olmadığını, davalının ipotek borçlusu olduğunu, davacının borcu üstlendiğini, kendisinin kandırılması gibi bir durum bulunmadığını, davacı tarafından verilen ve tahsil edilen çek tutarının borçtan mahsup edildiğini, Kırk Milyar TL. tutarındaki borcun 18.000.000.000.-TL. ödeme ile kapatılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillerle davacının kredi sözleşmesini kefil olarak imzalayan A. Yücesan oğulları Kolektif Şti.nin ortağı olar bir tacir olduğu, aynı banka şubesinden alınan krediler nedeniyle davacıya ait taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiği, davacının banka ile borcun kapanması konusunda nasıl bir sözleşme yapılması gerektiğini bilebilecek konumda olduğu bu nedenle hata-hile ile kandırıldığına dair iddiaların yerinde görülmediği, geçerli bir protokol ibra düzenlenmeden serbest ve aynı zamanda akrabalık ilişkisi ve organik bağ nedeniyle takibe konu borç için yaptığı ödemeyi geri isteyemeyeceği, bankanın bu ödemeyi kabul etmesinin zımni anlamda anlaşma sağlandığı ve borcun tasfiye edildiği sonucunu doğurmayacağı, tasfiye olunacak alacakların yönetim kurulunca belirlenen ve yürürlükte bulunan banka mevzuatları doğrultusunda yapılması gerektiği gerekçeleri ile yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı bankanın dava dışı ortakları davacının kardeşleri olan Y. Turizm İnşaat Tic. A. Ş.ne kredi sözleşmelerine istinaden teminat mektupları vermek suretiyle kredi kullandırdığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle takip yapıldığı, ancak satış yapılamadığı hususları ihtilafsızdır. Çekişme davacının kredi borculusu Y. Turizm İnşaat Tic. A. Ş. şirketinin ortağı olup olmadığı, bu şirketin kredi borcunu davacının yüklenip yüklenmediği, davacının davalı banka müdürü ile yapmış olduğu görüşme sonucu 18.000.000.000.-TL. ödeme yapması halinde dava dışı kredi borçlusu şirketin kredi borcunun sona erdirilip erdirilmeyeceği, kredinin teminatı olarak ipotek tesis edilen taşınmazların davacıya ait olup olmadığı, davacının ödemeyi şartlı olarak yapıp yapmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davacının kredinin borçlusu şirketin ortağı olmadığı, kredinin kefili Y. Oğulları Kolektif Şti.nin ortağı olduğu konuları mahkemenin de kabulündedir. Davalı yan her ne kadar davacının ipotekli taşınmazlarını kurtarmak için ödemede bulunduğunu savunmuş ise de, dosyada mevcut ipotek akit tablosundan ipoteğe konu taşınmazların Kolektif Şti.ne ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum davalının bu yöndeki savunmasının dayanaksız olduğunun göstergesidir.
Öte yandan davacı 10.8.2001 tarihli dilekçesinde ... bu borcun benim ödeyebileceğim rakamlar doğrultusunda kabulünü rica ederim demek suretiyle borcun sonlandırılmasına ilişkin bir teklifte bulunduğunu açıkça bildirmiştir. Nitekim davalı banka müdürünün Krediler Kanunu Takip Daire Başkanlığı üst yazılı Bankanın Kayseri Merkez Şubesine yazdığı 2.11.2001 Tarihli yazısındaki .... Talebinin kabul edilmemesi halinde tahsilatı yapılan 18.000.000.000.-TL. nın iadesini istemektedir... cümlesi de davacının borcun kapatılması şartı ile ödeme teklifinde bulunduğunun, bu tekliften davalı banka müdürünün haberdar olduğunun, borç kapatılmadığı takdirde ödemenin geri isteneceğinin açık kanıtıdır. Açıklanan bu yönler gözetildiğinde mahkemenin aksine görüşleri isabetsizdir.
Ayrıca mahkemenin borcun sonlandırılmasında davalı banka müdürünün yetkisinin bulunmadığı yönündeki gerekçesi de doğru değildir. Çünkü davalı banka müdürü yetkisi olmadığı halde davacı ile yetkisini aşarak bir anlaşma yapıp, tahsilat yapıyorsa bu bankanın şube müdürü ile olan bir iç sorunudur. Davalı banka bir zarara uğramış ise bunu çalışanı diğer davalıdan talep etmelidir.
Aksi halde bir güven müessesi olan bankanın müdürü veya çalışanının kendi başına yaptığı anlaşma sonucu yaptığı tahsilat üzerindeki alacağından üçüncü kişinin sorumlu olacağının kabulü usul ve yasaya, hakkaniyete aykırılık teşkil eder.
Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 375.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.02.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy