(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vek.Av.Gülay Gökhan gelmiş, davacı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Cüneyt Yıldız'a ait işletmeyi 12.11.1999 tarihli sözleşme ile devir alarak lehdar hanesi boş dört adet 200 USA, 1 adet 300 USA çek, toplam 12 adet bono verdiğini, bu bonoların imzalanması sırasında müvekkiline hile ile bir adet de boş bono imzalatıldığını, lehdar hanesi açık olan bonoların daha sonra lehtar hanesine davalı Mehmet Ali Erdik adının yazılıp diğer davalıya ciro edilerek icra takibine konulduğunu iddia ederek davalılara borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında, davalıya hile ile bono imzalatılmadığını, dava konusu bonoların işyeri devri ve davacıya verilen malzeme bedeli olduğunu, lehdar hanesinin sonradan doldurulmasının mümkün bulunduğunu beyan ederek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, takip ve dava konusu 1.500.000.000.-TL. bedelli bononun teminat bonosu olduğu ve 8 adet bonoda davalıların meşru hamil olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde dava konusu 5.10.1999 vadeli bononun hile ile alındığını iddia etmiştir. Davalılar ise anılan bononun davacıya verilen malzemelerin karşılığı olarak alındığını savunmuşlardır. Hile iddiası her türlü delil ile kanıtlanabilir ise de davacı taraf bu iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu durumda mahkemece 5.10.1999 tarihli bonoya ilişkin talebin reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Dava konusu diğer 8 adet bonoya gelince; kambiyo senedinin lehdar hanesinin boş olarak düzenlenmesi mümkündür. Tedavüle çıkarken lehdar hanesinin doldurulmuş olması halinde bu işlemin anlaşmaya aykırı yapıldığının kanıtlanması gerekir. Diğer yönden anılan bonoların işyerinin devri hususunda verildiğinde yanlar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hal böyle olunca işyeri devri için verildiği sabit olan bonoların ödendiğinin ve lehdar hanesinin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun davacı yanca HUMK.nun 290. maddesine göre kanıtlanması gerekir.
Hal böyle olunca mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalılar yararına takdir edilen 375.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 7.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy