(818 S. K. m. 125)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. E. K. ile davalı vek. Av. S.Y.'nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu konusu ihtilafsızdır. Dava davacı tarafından davalıya satılan mal sonrası düzenlenen ancak bankaya ibraz edilmeyen davalının keşidecisi olduğu çekler ve faturalar, dayanak yapılarak girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıya 2000 yılı Aralık ayında 60 ton 320 kilo defter yaprağı satıldığı, davalının 63.000.000.000.-TL. borçlandığını takibe konu iki çekin borcun kısmen ödenmesine karşılık verildiği, davalıdan 15.000.000.000.TL. açık hesaptan banka havalesi ile tahsil edildiğini, 8.750.000.000.-TL.lık aracın borca karşılık müvekkiline verildiğini, davalının eski tarihli banka dekontlarını delil olarak sunduğunu, çeklere karşılık ödeme yapılmadığını belirtmiştir.
Davalı vekili çeklerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imza inkarında bulunduklarını, alacağın zamanaşımına uğradığını, çeklerin ibraz edilmediğini ve kambiyo senedi vasfını kaybettiklerini belirterek davanın reddini istemiş, ayrıca banka dekontları ibraz etmiştir.
Mahkemece davalı tarafından ibraz edilen banka dekontlarındaki ödemelerin çeklerin keşide tarihinden önceki tarihleri taşıdığı gibi, çeklere yönelik ödeme olduğu yolunda da kayıt bulunmadığı, borcun ödendiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle İtirazın iptaline, takibin devamına % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğu bu ilişki sonucu davalının verdiği iki adet çekin davacı tarafından süresinde bankaya ibraz edilmediği anlaşılmaktadır.
Davacı icra takibinde ve dava dilekçesinde alacağını temel ilişkiye dayandırmış ve delil olarak da çeklere ve faturalara da dayanmıştır. Davacı temel ilişkiye dayandığından B.K.nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı gerçekleşmediğinden davalı vekilinin zamanaşımı itirazı yerinde değildir. Ancak davalı hem temel ilişkiyi reddetmiş hem de mal bedelini banka havalesi ile ödediğini belirterek bir kısım dekontlar ibraz etmiş, ayrıca maliki bulunduğu aracı da davacıya satarak ödeme yaptığını savunmuştur.
Böyle olunca öncelikle ticari ilişkinin boyutunun belirlenmesi için tarafların tacir olduğu da gözetilerek ticari defter kayıtları ve tüm delilleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının mal teslimi, davalının ödemeleri belirlenip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 375.-YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.2.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy