(2004 S. K. m. 170)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. G. Tozyürek gelmiş, davalı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında 18.10.1999 tarihinde taşıt kredisi borçlanma ve rehin sözleşmesi imzalandığını, geri ödeme planına göre bir kısım ödemelerin yapıldığını, ancak ekonomik kriz nedeniyle ödemelerde aksama olduğunu, 3.4.2000 tarihinde banka müdürü tarafından hesaplanan 25.000.000.000.-TL. nın noter huzurunda yapılan ibraname ile ödendiğini, araç üzerindeki rehnin kaldırıldığını, banka ile olan ilişkilerin devam ettiğini, bankada kredi ve mevduat hesapları ile ilgili para alış verişi olduğunu, buna rağmen aradan iki yıl geçtikten sonra bankanın ihtarname göndererek 19.010.704.631.-TL. borcu olduğunu belirttiğini, bu ihtarnameye itiraz edildiğini, müvekkilinin haklılığı anlaşılmış olacak ki bankanın halen takibe geçmediğini belirterek 18.10.1999 tarihli kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davayı kabul etmediklerini, hesap hatalarının düzeltilmesinin her zaman mümkün olduğu, davacının kredi hesabında da hesap hatası yapıldığını, kredi borcunun halen bitmediğini, hesap hatasına dayalı olarak ibraname verildiğini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece taraflar arasında her ne kadar 3.4.2000 tarihli ibraname düzenlenmişse de, ibranameden sonra da bankaya ödemeler yapıldığı bunun da borcun sona ermediğini gösterdiğini, bilirkişi incelemesi ile de davacının 7.377.962.248.-TL. borçlu olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
3.4.2000 tarihinde noterde düzenlenen ibranamede alacağın tamamı olan 25.000.000.000.-TL.'yi borçludan nakden ve tamamen aldık herhangi bir alacak kalmadığından taşıt üzerinde bulunan satılamaz kaydının kaldırılmasına, rıza ve muvafakatleri bulunduğu yazılmış ve bu ibraname banka müdürü ve muhasebeci tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporunda ise ödenen 25.000.000.000.-TL. dikkate alınmadan bir başka deyişle bu ödeme yok sayılmış ve bu ödeme dışında davacının 36.282.194.253.-TL. daha ödeme yaptığı belirlenmiştir.
Davacı dava dilekçesinde banka ile olan ilişkisinin 3.4.2000 tarihinden sonra da devam ettiğini, diğer mevduat hesaplarından kesilerek banka tarafından tek taraflı yapılan işlemler sonucu kapatılan taşıt kredisi hesabına para aktarıldığını iddia ettiğinden davacının bu iddiası da gözönüne alınarak 3.4.2000 tarihli ibraname içeriği ve ibranamede ödendiği belirtilen miktar da dikkate alınarak davacının borçlu olup olmadığı ibranameden sonra yapılan ödemelerin davacı tarafından dava konusu kredi borcuna mahsuben yapılan ödemeler olup olmadığının belirlenmesi için yeni bir bilirkişi raporu alınarak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı gerekçe ile ve eksik inceleme sonucu karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 375.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy