(2004 S. K. m. 72) (YHGK. 05.04.2006 T. 2006/19-96 E. 2006/131 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, bonolardan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu bonoların teminat amacıyla verildiği yolundaki iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlığa konu bonolar nakden düzenlenmiştir. Davalı alacaklı senetlerin verilen mal karşılığı düzenlendiğini savunarak ihdas nedenini talil etmiştir. Bu durumda ispat külfeti yer değiştirdiğinden davalıdan delilleri sorulup toplandıktan sonra oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.12.2004 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bonolar sebebiyle borçlu bulunulmadığının tesbiti istemine ilişkin uyuşmazlıkta; davacı bonoların teminat amacıyla verildiğini iddia etmiş, davalı taraf ise mal karşılığı düzenlendiğini savunmuştur. Senetlerin ihdas nedeni bölümünde nakden kaydı bulunmaktadır.
Böylece, dava konusu bonoların nakden düzenlenmediği konusunda taraflar uyum içindedir. Başka bir anlatımla, her iki taraf ta senetlerin ihdas nedenini talil etmişlerdir. Olayda tek taraflı bir talil yoktur. O halde, TMK. nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlü olduğundan, davacının, senetlerin teminat olduğu yolundaki iddiasını usulen kanıtlaması gerekir. Zira, senetlerin nakden değil de teminat için düzenlendiğini iddia ederek ihdas nedenini önce davacı talil etmiştir. Bu durumda, davalının bonolar karşılığında mal verildiği yolundaki savunması, kendi aleyhine kullanılarak ispat yükünün davalıya yükletilmesi doğru olmaz (Bakınız Yargıtay 19.HD. 6.10.1994 tarih, 1993/8778 Esas, 1994/8968 Karar sayılı kararı, aynı doğrultuda Yarg. 11.HD. 16.11.1991 tarih, 1989/3882 Esas, 1991/3914 Karar, Yarg. 11 HD. 12.11.1990 tarih, 1989/6889 Esas, 1990/7209 Karar sayılı kararları, Uyar, T.Gerekçeli-Notlu, İçtihatlı, İcra ve İflas Kanunu 1996, Cilt 2, Sahife 1841, 1842).
Sonuç olarak, kanıtlanamayan davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu ve onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy