(818 S. K. m. 213) (2004 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetvelini itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili müvekkili bankanın dava dışı borçlu İsmet'ten kredi kartı ve genel kredi sözleşmesi nedeniyle alacaklı olduğunu; bu alacaklarının tahsili amacıyla İstanbul 14. ve 6. İcra Müdürlükleri nezdinde borçlu aleyhine takibe giriştiklerini; borçluya ait taşınmazın satışı sonrasında düzenlenen sıra cetvelinde birinci sıranın davalıya verildiğini, oysa davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline ve kendi alacaklarının üst sıralara alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkili ile borçlu arasında yapılan karz sözleşmesinin gerçek bir hukuki ilişki niteliğinde olduğunu; muvazaaya dayanmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalı alacağının muvazaalı olduğuna dair delil elde edilemediği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava davalı alacağının muvazaaya dayandığı iddiası ile açılan sıra cetveline itiraz davasıdır. Bu dava türünde davacı davalının alacağının muvazaalı olduğunu değil, davalı kendi alacağının gerçek bir hukuki ilişkiden kaynaklandığını isbat etmekle yükümlüdür. Davalı isbat vasıtası olarak birbirini doğrulayan ve sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan delillerden yararlanabilir.
Somut olayda davalı, taşınmaz devri taahhüdünü de içeren adi yazılı bir karz sözleşmesine dayanmaktadır.
Bu durumda mahkemece, davalıya alacağının gerçekliğini kanıtlayan delillerini gösterme imkanı sağlanmalı ve özellikle taşınmaz satış taahhüdü bakımından BK.'nun 213'ncü maddesi de göz önünde tutulmak suretiyle davalı alacağının muvazaaya dayanıp dayanmadığı konusunda bir karar verilmelidir.
Aksine düşünceyle, davacının iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle ispat yükünün aidiyetinin yanlış tayin edilmesi doğru olmadığı gibi, davalının alacağının her zaman temini mümkün olan adi yazılı bir belgeye dayandığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yanın temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.07.2004 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy