(818 S. K. m. 158) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 14.6.2000 tarihinde muhabbet kartın ve ileride çıkarılacak olan kartların stok, satış ve dağıtımının davalı şirket tarafından yürütülmesine dair sözleşme imzalandığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak bölgesi dışındaki tali bayi olan Gaziosmanpaşa ve ilçesi dahilinde faaliyet gösteren Net Bilgisayar San ve Tic. Ltd. Şti.'ne satış yaptığını, bu hususun tesbit sonucu belirlendiğini iddia ederek sözleşme gereği ödenmesi gereken 50.000 USD cezai şartın yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin İstanbul Ticaret siciline merkezi İstanbul olarak kayıtlı bulunduğunu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi hizmet bölgesi içinde faaliyet gösterdiğini ticari faaliyet bölgesinin mutlak şekilde Bakırköy İlçe sınırları içerisinde kaldığını belirleyen yasal bir düzenleme bulunmadığını, aksine müvekkilinin onlarca idari bölgenin fiziksel olarak iç içe girdiği metropol bir şehirde yer aldığını, 14.6.2000 tarihli sözleşme de sadece bölge sınırından bahsedildiğini, ancak bu bölgenin Bakırköy İlçe Sınırları olduğuna dair mutlak bir belirleme ya da bölge tanımlaması getirilmediğini bu itibarla sözleşmede yer almayan bir hususun varmış gibi gösterilerek müvekkilinden cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece sözleşmede bayiinin faaliyet alanının tarif edilmediği ve sözleşmede bu anlama gelebilecek herhangi bir bölge sınırlandırılması ve davalının adresinin dahi olmadığı sunulan imza sirkülerinden İstanbul- Bakırköy- Şirinevler adresinin davalı şirketin merkezi olup, davalının şirket merkezinin bulunduğu yerin bayilik bölgesi ile mutlaka aynı yer olması gerekmediği sözleşmede tarif edilmeyen bölge sınırına dayanılarak cezai şart talep edilmesinin mümkün görülmediği, bu konuda sözleşmenin yorumu suretiyle faaliyet bölgesinin tespit edilemeyeceği ve davacı tarafından da olmayan bir hükme dayanılarak cezai şart talep edilemeyeceği, sözleşmelere konulan ceza maddelerinin hiçbir tereddüte yer vermeyecek açıklıkta düzenlenmesi gerektiği, sözleşmede davalının bayilik sözleşmesine uymaması halinde cezai şart isteneceği kararlaştırıldığı, cezai şartın seçimlik nitelikte bulunduğu, davalının ticari merkezi dışındaki iki bayiye satış yaptığı anlaşılmış ise de davalı şirketin ticari merkezini nakletmesine ve şubeler açmasına engel bulunmaması da gözetildiğinde tarafların açıkça sözleşmeden anlaşılamayan cezai şart koşulunu davalıdan talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 4/B9 maddesinde davalının kendi bölgesi dışındaki hiçbir bölge ve tali bayiye satış yapamayacağı öngörülmüştür. Her ne kadar bölgenin neresi olduğu konusunda açıklık bulunmamakta ise de, aynı sözleşmenin 9. maddesinde uyuşmazlıklarda davacının defter ve kayıtlarının delil olacağı kararlaştırılmıştır. Bu durumda mahkemece davacının defter ve kayıtları üzerinde bayilerin faaliyet olanları ve satış bölgeleri yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy