(2004 S. K. m. 67) (3095 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 284) (YHGK. 07.04.2004 T. 2004/3-203 E. 2004/213 K.)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında GSM abonelik sözleşmesi akdedildiğini davalının düzenlenen fatura bedellerini ödemediğini, bu nedenle hakkında icra takibi yapıldığını davalının icra takibine haksız olacak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermediği gibi yargılamaya da katılmamıştır.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin 148.543.708.TL. işlemiş faiz tutarı üzerinden devamına, fazla isteğin reddine, asıl alacağa T. C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli krediler için öngördüğü (değişen oranlarda) reeskont faizi uygulanmasına alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında bağıtlanan GSM abonelik sözleşmesinde faturanın zamanında ödenmemesi halinde uygulanacak gecikme faiz oranı açıkça gösterilmeyip bu hususu belirleme yetkisi davacı şirkete bırakılmıştır. Sözleşmede taraflardan birinin tek taraflı yetkisine bırakılan bu konuda davacı şirketin objektif iyiniyet kuralları çerçevesinde ve makul bir faiz oranını belirleme yükümlülüğünün bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu bağlamda ülkemizde kendi abonelerine aynı hizmeti veren dava dışı bazı şirketlerin benzer durumlarda uyguladıkları faiz oranları (davacı şirketi bağlamaz ise de ) davacının talep ettiği aylık faiz oranının objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına uygun olup olmadığının değerlendirilmesinde ölçüt olarak kabul edilmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yerel mahkemenin davacının uyguladığı aylık % 12 temerrüt faizini objektif iyiniyet ve hakkaniyet kurallarına aykırı bulan değerlendirmesi doğru olmakla birlikte davacının avans faizi isteyebileceğine ilişkin kabulü de aynı hizmeti veren öteki şirketlerden daha az oranda faiz isteyebileceği sonucunu doğurabileceğinden yanlıştır.
3095 sayılı Kanunun reeskont faizi ve avans faizi olarak adlandırılan düzenlemeleri, taraflarca akdi faizin kararlaştırılmadığı sözleşmeler yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda, sözleşmede faiz oranı açıkça gösterilmemekle birlikte bu hususu belirleme yetkisi davacı şirkete bırakıldığından 3095 sayılı Yasa hükümlerinin uygulama yeri yoktur. (Bkz. YHGK.'nun 7.4.2004 tarih, 2004/3-203 E. 2004/213 K. say. kar)
Hal böyle olunca mahkemece belirtilen ilkeler gözetilerek objektif iyiniyet ve hakkaniyet kuralları çerçevesinde uygulanabilecek faiz oranı konusunda bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar vermek gerekirken bu yönler düşünülmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy